Rahmetli Adnan Paşam ile ASDER ve ASSAM yönetim kurullarında on yılı aşkın birlikte görev yaptık. STK. Ziyaretlerinde ve kabullerinin bir kısmında birlikte olduk. Kendisini yakından tanıma fırsatım oldu, güzel gördüğüm hasletlerini ve özelliklerini sizinle paylaşmak istedim.
1. Mütevazı, alçak gönüllü, nazik, efendi, diğergam kişiliği ile örnek bir şahsiyetti. Kendisinden yaşça çok küçük kişiler ve çocuklar ile görüşmesinde bile onlara saygı gösterir, odasına geldiklerinde ayakta karşılar, uğurlar iken onları dış kapıya kadar yolcu ederdi. Kendisini evinde ziyarete gittiğimizde misafirlerine kendi elleri ile çay ikram ettiğini gördük ve gözlerimiz dolmuştu.
2. Tanısın tanımasın gördüğü kişi ve topluluklara selam verirdi. Bir hatırasında Alay Komutanı olduğu dönemde “hükümet binasına gittiğini, çevrede olan kişilere selam verdiğinde bu kişilerin kendilerine değer verildiğini düşünerek ayağa kalkarak selamını içtenlikle aldıklarını” bildirdi. Bu tür davranışların doğu illerinde halkın asker ile bağının ne derece kuvvetli olabileceğinin göstergesi oluyordu.
3. Fikir ve düşünce insanı idi, yazılarında gördüğü problemlere parmak basar, en sonunda da çözüm önerilerini ortaya koyardı. Yıllarca ASDER Bülteninde ve web sitesinde yazılarını paylaşır, çevresine ve ülkemiz insanına ufuk çizerdi.
4. İleri görüşlü, problemlere yeni fikir ve çözümler üreten ve bu çözümleri hiç çekinmeden paylaşabilen bir yapıya sahipti. 2009 yılında “Filistin’in Ordusu Olmalıdır” fikrinin nasılını açıkladığında dünyada ses getirmişti. Birçokları bu zamanda bu tür açıklamalara ne gerek var şeklinde tenkit ederken, bugün GAZZE’de yapılan zulümleri gördüğümüzde ne kadar yerinde olduğu anlaşılmaktadır.
5. Sivil toplum çalışmaların büyük önem verirdi. ASDER, ASSAM, YUSDER gibi sivil toplum kuruluşlarının kuruluşunda bulundu ve öncülük etti. Dünyada 67 ülkeden 354 STK nın üyesi olduğu İDSB. İle sıcak ilişkileri olur, davet edildiği toplantılara dakik bir şekilde zamanında katılım sağlardı. Adnan Paşamın hiçbir toplantıya geç katıldığına şahit olmadım. Türkiye’de 68 STK’yı bir araya getiren TGTV’de birçok çalışmalara katıldı. İDSB ve TGTV’nin Yüksek İstişare Kurulunda görev aldı.
6. 28 Şubat Darbesinin lideri konumundaki Askeri Şura Üyelerine mektup yazarak darbe öncesi askeriye içerisinde inançlarını yaşamaya çalışan subay ve astsubaylara yapılan tasfiye hareketinin yanlış olduğunu, bunun düzeltilmesi gerektiğini bildiriyordu. 03 Ocak 1997 tarihinde askeri personelin hukuksuz bir şekilde tasfiye edilmesinin doğru olmadığını, yanlış uygulamaların milletimizi üzdüğünü, bu uygulamaların durdurulması gerektiğini, hukuki çözümler öne süren bir mektubu dönemin Genelkurmay Başkanı, Askeri Şura üyesi 6 Orgenerale, Başbakan, MSB., zamanın Cumhurbaşkanına göndermiş ve tek başına da olsa haksızlığın karşısında olduğunu haykırmıştır.
7. Güçlünün ve zalimin yanında değil, mazlumun ve haklının yanında yer almış, hiçbir menfaati olmadığı halde, hukuksuz bir şekilde tasfiye edilen personelin haklarının verilmesi için mücadele etmiş, 6191 sayılı yasanın çıkartılması için büyük çaba sarf etmiştir. ASDER Onursal Başkanı ve Genel Başkanı olduğu dönemde yönetim kurulu ile birlikte dönemin Başbakanı Sn. R. Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, TBMM Başkanı, Başbakan Yrd., ilgili Bakanlar, ilgili komisyon başkanları ile görüşüp konuyu anlatarak 6191 sayılı yasanın çıkartılması için öncülük etmiş, haksızlığa uğrayanların bir takım haklarının verilmesine vesile olmuştur.
8. Gücün ve güçlünün sesi değil, hukukun ve milli iradenin sesi oldu. Milletinin selameti ve yücelmesi için vesayet unsurlarına karşı kararlı ve dik duruş sergileyen yiğit bir değerdi. Genelkurmay Başkanlığı web sitesinde 27 Nisan 2007 tarihinde gece yarısı yayınlanan ve “e muhtıra” olarak adlandırılan bildiriye gece 05.00 da cevap yazan ve bildiriyi; “hukuk dışı, haddini aşmış, demokrasiye müdahale anlamı taşıyan, milletin çoğunluğunun iradesine karşı yapılmış bir girişim” olarak gördüğünü açık bir şekilde dile getirmiş ve demokratik süreçten geri adım atılmaması gerektiğini bildirmiştir.
9. Filistinli mazlumlarının kurtuluşunun İslam ümmetinin birliği ile mümkün olabileceğini savunan, ümmetin derdini dert edinen ve çareler arayan Kudüs aşığı idi. Sıksık/defaatle Bir gün İslam birliği kurulacak ve bizler mezarımızın etrafında yeşeren otlardan bunu anlayacağız diyordu. Bunun için ulusal ve uluslararası düzeyde yapılması gereken mevzuatın neler olabileceği konusunda uzmanların ve akademisyenlerin katıldığı her yıl yapılan Uluslararası Kongrelerde fikir ve bildiriler sunulmuştur. Kongre sonunda bir deklarasyon ile Assam İslam Birliği Modeli kamuoyu ile paylaşılmaktadır.
10. Adnan Tanrıverdi Paşa’nın misyon ve vizyonunu anlamak isteyenler Paşa’yı kimlerin taşladığına baksınlar. Dünya’da ve Türkiye’de ülkemizin ve milletimizin düşmanları yaptıkları yalan ve iftiralar ile karalamaya çalışmışlar, faaliyetlerine engel olmayı görev bilmişlerdir, ancak Adnan Paşa bildiği doğru yolundan hiç taviz vermeden devam etmiştir.
Adnan Paşam genç nesillere rol model olmuş, adeta yaşayan bir efsane idi. Onunla birlikte olanlar tevazuyu, efendiliği, gelecek için hayaller kurmayı öğrenirler, idealleri doğrultusunda çaba sarf etmenin, inandığı değerler doğrultusunda sivil toplum kuruluşu içerisinde sorumluluk yüklenmenin önemini daha iyi kavrarlardı. Bize bıraktığı büyük miras, ülkemizin kalkınması ve insanlık vicdanının dünya çapında yeniden güç kazanması için ter dökmenin çok değerli bir şey olduğunu yaşamıyla bir kez daha öğretmesidir.
Ülke ve mazlum halklar için beslediğin umut ve ideallerinin gerçekleştiğini görmek duasıyla mekânın cennet olsun.
Reşat Fidan, 09.08.2024

