Cuma, 03 Nisan 2009 05:32

Yazıcıoğlu'nun şifre sözlerinde ne vardı

 Yazıcıoğlu'nun şifre sözlerinde ne vardı

Prof. Nevzat TARHAN

İKİNCİ EŞREF BİTLİS OLAYI MI?


Kulislerde sarsıcı bir bilgi dolaşıyor “Muhsin Yazıcıoğlu ETÖ davasında gizli tanık idi”

 Sayın Yazıcıoğlu sonsuzluğun sahibine kavuştu. Ehl-i necattan olduğu çok aşikar olan Muhsin Yazıcıoğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum.

Helikopter kazasını ilk duyduğumuzda ve ilk haberlerde genelde doğal süreçleri düşündürdü. Fakat ciddi ihmallerin ortaya çıkması ve kazadan 10-15 gün önce yakın dostu Sayın Ali Bulaç’a verdiği bazı bilgiler zihinleri karıştırdı.

Özellikle şu bilgi çok önemli ve gözden kaçıyor. Yazıcıoğlu Sayın Bulaç’a “Bazı şeyleri seçimden sonra açıklayacağım” diyor. Benzer konuşmaları Uğur Mumcu da yapmıştı, akıbeti biliyoruz. Ergenekon davasında gizli tanık iddası doğru ise savcıların yapacağı daha çok iş var demektir.

Bakımsız bir helikopter, seyahat edilmeyecek hava şartları, verilen yanlış koordinatlar, telefon eden İHA muhabirinin ‘Kim bu yahu’ sözü, muhabirin kamerasının kaybolması soru işaretleri olarak dikkati çekiyor.

Açıklayacağı şeyler muhtemelen bugünün Ergenekon süreci ile ilgili değildi. Zaten adı hiç geçmiyordu.

Çünkü MHP’li dostları gibi kendisi de 12 Eylül 1980’den ders çıkarmıştı. O günün Ergenekon yapılanması tarafından acımasızca kullanılmıştı. 7 sene hapis yatıyor, çoğu da hücre hayatı şeklinde idi. Gördüğü bir gerçek vardı, 17 yaşındaki çocuğun yaşını büyütüp idam eden katil ve zalim zihniyete yaptığı yanına kar kalmıştı.

Yazıcıoğlu davasından vazgeçmemişti ama demokratik süreçlere inandığı için azim ve kararlılığını devam ettiriyordu.

Devletin kutsallığına inanmıştı...?

Bu benim tahminim. Bugün nasıl ‘ayışığı, sarıkız’ varsa o günlerde de ‘günışığı, karakız’ vardı. Bütün bunları bilen az sayıdaki kişilerden birisi idi.

Bugün nasıl ergenekon çetesi varsa o günlerde de benzer yapılanma vardı. Yazıcıoğlu bunları biliyordu konuştuğu zaman duvar çökebilirdi.

Ülkücü çizgi devleti kutsallaştıran ve yücelten bir çizgidir. Bu özelliği nedeniyle devletin pekçok yanlışına göz yuman bir anlayışı mevcuttur.

Devlete yönelik kutsal saygı sonucu yanlışın devam etmesine neden olduğunu gördü. Yazıcıoğlu samimiyetinin ve dürüstlüğünün etkisi ile konuşmaya karar vermiş olabilirdi.
Zaten açıkça söylediği belirtildi.

Bu konu üçüncü veya dördüncü Ergenekon dosyası kapsamında, Eşref Bitlis paşanın dosyasına benzer bir dosya gibi ciddiye alınmalıdır.

Artık bilenler konuşmalı,‘Devleti yıpratmamak’ retoriği arkasında kirli işler çevirenlerin yaptıkları mahallenin namusunu korumaya kalkan sahte kabadayıya benziyor. Mahalleyi yıpratmayalım diyenler aslında ‘benim kirli işlerimi saklayın’ diyorlar, değil mi?

Dürüst siyasetçiler, Devlet Bahçeli, Mehmet Ağar, Erkan Mumcu artık konuşmalılar, cuntacılar yargılanmalı, darbe hukuku değişmeli, söz değil uygulamaya ihtiyacımız var artık.

Hastalıklı dokuları temizlememek gerçekte devleti yıpratır. Devlet zaafları olan bir şahs-ı manevidir ve hiçte kutsal değildir, dokuları temizlenmelidir.

 

Nevzat TARHAN / Haber 7
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Prof.Dr. Nevzat Tarhan

Yönetim Kurulu Başkanı

www.nevzattarhan.com | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

1 yorum

  • Yorum Linki kemal şahin Cuma, 03 Nisan 2009 08:05 yazan kemal şahin

    hocam,konuşmayıp kendi kabahatlerini örtenler kendi sonlarinı da hazırlıyorlar. Keşke kıllarını başlarına alsalar saygılar.

    Raporla

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...