Pazartesi, 02 Mart 2009 02:56

Altın tepsi, bedelli askerlik ve Siyasetçi generaller

Hep Anadolu çoçuklarının önünü kesmeye çalışan koca kulak şimdi siyasetçi generaller hakkında toplumu bilgilendiriyor.
 
Olayları ayrıştırarak düşünelim, hakkında mahkeme kararı olmadan birisinin telefonunu dinlemek birinci suç, konuşulanların muhtevası ikinci suç, sadece olayın bir yönünü vurgu yaparak diğer yönünü öne çıkarmak diğer suçtur.
 
Şu anda emekli olan Genelkurmay Başkanımız Başbakana talimatlar veriyor, hükümet yıkıyor ve hükümet kuruyor. Karşılığında açık taleplerde bulunuyor.
 
Ah kocakulak çalışsada gizli talepleri de öğrenebilsek. Kolay değil devletin hazinesinin anahtarını altın tepside birisine veriyorsunuz.
                                      
O dönemde alışılmışın dışında kimler zengin oldu? Emekli orgenerallerimizin ve birinci derece yakınlarının servetleri ne durumda? Koca kulak bunu da söylese ne iyi olacak!
 
Askerler doğru bildiklerini yapıyorlar. Ya siviller?! Nasıl omurgasız, ilkesiz, ikiyüzlü bir politika ile halkı kandırmışlar.
 
Fakat bugün topluma verdiği sözlerin arkasında durmaya çalışan bir siyasi irade var.
 
Bu arada toplumun ciddi beklentileri olan iki konu bedelli askerlik ve askerlik kanununda polislerin acemi eğitiminden sonra mesleklerini icra ederken askerliği tamamlamaları talebi.
 
İhracat %25 azaldı ve bütçe açığı büyüyor. Küresel ekonomik krizi herkes hissetmeye başladı. Böyle bir zamanda askerin gönlünü razı etmeye çalışmanın anlamı yok.
 
Askeri yetkililerin ayak sürümesi sağlam bilimsel bir gerekçeye dayanmıyor ve ideolojiktir.
Toplumu ve polisleri asker ocağına sokup ‘statükonun neferi’ yapma arzusundan başka bir neden yok.
 
Hükümet böyle çok haklı olduğu bir konuda ve şartlar uygunken ‘Mazeret değil formül istiyorum’ diyerek kararlığını göstermeli.
 
Askeri otorite ‘Ailenin şımartılmış ve şişirilmiş erkek evladı’ ayrıcalığından haddini bilmeyi öğreneceği bir çizgiye çekilmeli.
 
Bir genelkurmay başkanı siyasi parti gibi çalışıyor, kendisi de yaptıklarını övünerek anlatıyor. Anlatılanların % 10 bile doğru olsa yeter.
 
Normal ülkelerde yer yerinden oynardı. Ne kadar korku imparatorluğunun baskısı ile ‘Öğrenilmiş çaresizlik’ içerisindeyiz ki sessiz kalıyoruz.
 
Bilindiği gibi öğrenilmiş çaresizlik hayvan deneyleride kanıtlanan bilimsel bir bilgidir. Kafese kapatılmış maymuna muz veriliyor ve tam alacağı anda elektirik şoku ile korkutuluyor. Bu uygulama günlerce yapıldıktan sonra muz veriliyor fakat artık maymun muzu almıyor. Daha sonra deneyin devamında elektirik uyarısı verilmese de maymun muzu artık almıyor. Çaresizliğini kabul ediyor.
 
Öğrenilmiş çaresizlik nasıl düzelecek?
Araştırmacılar kafese sel şeklinde su veriyorlar, maymun sarsılıyor, şaşırıyor, korkuyor ve  ezberi bozuluyor.
 
Daha büyük şok nedeniyle diğer şok ile ilgili zihinsel şartlanma değişiyor ve maymun muzu yemeye başlıyor. Elektrik şoku etkisi artık küçük kalıyor.
 
Bugün Türkiye’miz bir yıldır ‘Ergenekon’un şoku’ ile sarsılmış durumda, silkelenip kendimize gelmek ve hukukumuzu savunmak için bütün şartlar hazırdır.
 
Nemelazımcılık despotizmin yadigarı olan bir kavramdır veartık terk edilmeli, ‘Benim fikrim budur!’ diyebilirsek geleceğimize hakim olabiliriz.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Prof.Dr. Nevzat Tarhan

Yönetim Kurulu Başkanı

www.nevzattarhan.com | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

1 yorum

  • Yorum Linki Mahtoğlu Pazartesi, 02 Mart 2009 10:05 yazan Mahtoğlu

    Nevzat Hocam, durumu yine ne güzel tasvir etmişsiniz. Kaleminize sağlık.
    Liderin birinci vasfı, hesaplı riski göze almaktır. Yani cesaret, Eğer cesur değilse, kritik zamanlarda, dğer güzel bütün vasıflar "0" ile çarpılmış gibidir.
    Cumhurbaşkanlığı seçimi safhasında 27 Nisan Muhtırasına verilen cevap gibi, Davos'ta Perese yapılan çıkış gibi; AKP'nin kapatma davasının karar aşamasında ERGENEKON tutuklamalarının cesaretle yapılması gibi, cesur davranıldığında, sorunların çözüleceğine inanıyorum.
    Hak ve hakikat talepleri ile yola çıkılıp, yetki ve sorumluluklar sonuna kadar kullanılmalıdır.

    Raporla

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...