Cuma, 05 Temmuz 2019 14:58

Kudüs’den Selam Getirdim.. (1)

27-30 Haziran 2019 tarihlerinde Ümmetin yetim çocuğu Kudüs ve tabii ki mescid-i Aksa’yı Asderli arkadaşlarımız ve aileleriyle birlikte ziyaret etmek nasip oldu. Sizleri yaşadıklarımla hayalen tarihten bugüne seyahat ettirip gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.

 

Akdeniz ve Ölü Deniz’in kuzey sınırları arasında yer alan Kudüs, mâzisi altı bin sene evveline kadar götürülebilen, dünyanın en eski şehirlerinden biri(ncisi)dir. Kuruluşu tam olarak bilinemese de, milattan önceki üç binli yıllara dayandığı söylenir. Sekiz yüz rakımlı bu kadim şehir, tarih boyunca nice istilâlara, el değiştirmelere ve yağmalara maruz kalmıştır.

 

Kudüs, şuurlu ve duyarlı her mümini heyecanlandıran esrarlı ve büyülü bir şehirdir. Bu tılsımlı isim hepimizi alır bir yerlere götürür. Vicdanların kapılarını aralar. Çünkü o müminlerin ortak paydasıdır. Kudüs’ün sancısı tutsa bunu bütün Müslüman bedenler hisseder.

 

Mukaddes ve mahzun Kudüs, ümmetin atan kalbi mesabesindedir. Müslümanların gözü kulağı bu kutsal topraklardadır. Zira Kudüs insanlığın ortak vicdan(sızlığ)ının nişanesidir. Acı bir medeniyet tecrübesidir. Zihnimizi ve gönlümüzü dizayn eden kutlu bir irade eseridir. Akdeniz medeniyetinin kadim yüzüdür, tevhidin teslise direnen güçlü kalesidir. Nebevî hatıraların altın beşiğidir. Kadim duvarları hüzün sarmaşıklarıyla çepeçevre kuşatılandır. Mişli geçmiş zamanların tenhasında zamansızlığı yaşayandır.

 

Kanadı kırılmış yaralı bir kartalı andıran Kudüs, ümmetin yetim coğrafyasıdır. Yüzyıllardan beri içine akıtmıştır ateşin gözyaşlarını. Bu yüzden, ağlasa da ağladığını belli etmemiştir. Dik, diri ve iri durmuştur. Vakur duruşunu hep muhafaza etmiştir.

 

Kudüs mahzunsa ümmet de mahzundur. Onun tebessümü ümmetin ağız dolusu gülüşüne sebeptir. Kudüs kederliyse bize neşelenmek ve eğlenmek haramdır. O bizim ayrılmaz bir parçamızdır, biz de onun ayrılmaz bir parçasıyız. Kudüs ağlarsa ümmet de ağlar; ağlamalıdır da. Zira Kudüs’le ümmet birbirinden ayrılmayan uzuvlardır; et ve tırnak gibidir.

 

Kudüs tevhid medeniyetinin şahikasıdır. Mukaddesatın harmanlandığı nurlu coğrafyadır. Onun içindir ki Kudüs’ün lahûtî iklimi gönülleri çepeçevre kuşatır. Burada dolaşanlar her an bir Peygamberin hayaliyle karşılaşacakmışcasına tecessüs içinde olurlar.

 

Kudüs ümmetin kara kutusudur. Üç semavî dinin kalbinin attığı yerdir. Onda ne acılar, ne hüzünler, ne hayal kırıklıkları, ne faili meçhuller, ne bilinmezlikler, ne sırlar saklıdır. Taşların dili olsa da bir konuşsa, neler görmüş bu masum ve mazlum diyar? Bir anlatsa…

 

Semavî dinlerin kadim yurdu Kudüs şehri kendisini ziyaret edenlere Tanpınar’ın;

“Ne içindeyim zamanın,

Ne de büsbütün dışında

Yekpare, geniş bir anın

Parçalanmaz akışında”

dizelerinde ifade ettiği duyguları hissettiren ve tüm zamanları kuşatan müstesna bir şehirdir. Mistik atmosferin ruhları kanatlandırdığı bu kutlu coğrafyada soluklanmak, insanı zaman ötesinde nice manevî hazlarla buluşturur. Ayağınızın yerden kesildiğini hissedersiniz, biz arkadaşlarımız her bir vakit; kıble veya Kubbet’üs Sahra mescidine yetişmek için yoğun heyecan içinde inanın vücudumuz titriyordu…!

 

Kudüs üç büyük semavî din (Müslümanlık, Hıristiyanlık, Musevilik) tarafından da kutsal bir şehir olarak kabul edilir. Bu öneminden dolayı, tarihî dönemler içinde bir türlü paylaşılamamış, sürekli el değiştirmiş; neticede bu topraklarda barut kokusu hiç eksik olmamıştır. Hz. Muhammed(sav)’in Miraç esnasında göklere yükseldiği nokta olarak kabul edilen Mescid-i Aksa’nın bulunduğu bu kutlu yer, Müslümanlar için de çok muteberdir.

 

Usta yazar Doğan Hızlan Kudüs’ün kutsallığıyla ilgili şunları söylüyor: “Kudüs adını kutsallığından alan bir şehir. Tarihi boyunca kırk defa kuşatılmış, üçünde tamamen olmak üzere 32 defa yıkılmış olduğu için kutsaldır. 26 defa sahiplik değiştirmiş olduğu için; Asurlular, Babilliler, Kıptiler, Yunanlar, Polemiler, Selevsidler, Romalılar, Bizanslılar, Persliler, Müslüman Araplar, Selçuklular, Fatımîler, Haçlılar, Moğollar, Memlûklar, Osmanlılar, İngilizler, İsrailliler, Ürdünlüler, Mısırlılar, Suriyeliler, Lübnanlılar, Iraklılar ve nihayet Filistinliler bu şehir için savaşmak durumunda kaldıkları için kutsaldır.”

 

Devam edecek…

Mehmet Kanmaz

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...