Pazartesi, 01 Ağustos 2011 17:15

Yüzde Ellinin Artçıları

Tarih; 29 Temmuz 2011. Yüksek Askeri Şuraya 3 gün kala Genelkurmay Başkanı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları emekliliklerini istediler.

Hatırlıyor musunuz, 28 Şubatın anlı şanlı Yüksek Askeri Şuralarını? Medyanın bir hafta öncesinden manipülasyonlarını, gazetelerin irtica gerekçesiyle ordudan atılacak subay listelerini çarşaf çarşaf endam etmelerini, televizyonların bangır bangır bağırtılarını… Muktedir komutanların çatık kaşlar ve mahkeme suratlarıyla vesayetleri altındaki hükümetlerin zavallı üyelerini süzmelerini…

Nereden nereye…

Evet, referandum ile başlayan sürecin, son seçimdeki yüzde elli depreminin artçılarıdır, bugün yaşananlar.

Ak tolgalı beylerbeyinin “bin yıl sürecek” gürlemesinin süklüm püklüm sıvışma fısıltısı haline gelmesidir.

Bir taraftan da gümbür gümbür gelen ileri demokrasinin ayak sesleri…

Pür heybet ahkâm kesen, milletini hizalamaya kalkan cuntacıların son uzantılarının içine düştükleri acziyet ile çaresiz son çırpınmalarıdır.

Evet, çaresizliklerinin ve zavallılıklarının filmini seyrettiriyorlar Türk halkına.

Aynı zamanda suç da işliyorlar. Koskoca! Kuvvet Komutanları toplu dilekçe vermenin askerlikte isyan anlamına geldiğini bilmiyorlar mı?

Akılları sıra tavır sergiliyorlar. Hükümete protesto yapıyorlar. Ülkeyi kaosa sokmanın son eylemini icra ediyorlar. Silivri ve Fenerbahçe Orduevi cemaatine mensup ağabeylerinden aldıkları talimatları uygularken, kendilerine doğruda yaklaşmakta olan çete sorgulamalarından kurtarmanın çırpınışlarını sergiliyorlar belki de…

Yarım asır izzet, ikram, iltifat gördükleri, hizmetlerine mukabil lütfedilen makamlarına, devletine ve milletine nankörlüğün ve kadir kıymet tanımaz, nimet bilmez nankörlüğün de daniskasını gösteriyorlar.

İşin manevi yönünü düşündüğümüzde; binlerce kahraman memleket evladına yapılan zulmün ilahi bir karşılığıdır bu. Mesleklerini en güzel şekilde yapmaya çalışırken arkadan hançerlenerek, kapı dışına itilen o Allah dostlarına mukabil bu şekilde; emekliliklerine bir ay kala; şerefinle uğurlanmak yerine ahmakane ayrılmak. Ömürlerini verdikleri ve yükselebilecekleri en üst makama geldikleri halde, büyük bir devlet töreniyle tarihe müspet isim bırakarak gitmek üzereyken bir ay öncesinde tarihe kara bir leke olarak geçerek sıvışmak; binlerce masum insana yapılan zulümlere karşılık ilahi bir tokattan başka ne olabilir?

Dedik ya; Allah bir kere şaşırtmaya görsün, işte böyle de rezil eder ömürlerinin son demlerinde…

Düşünemedikleri bir şey var. Millet artık uyandı. Cuntalar dönemi tarihe gömüldü.

Adam gibi içlerine sindirecekler, ileri ve çağdaş demokrasiyi…

Başka hiçbir çaresi yok!

Yakın zamanda İç hizmet Kanunun 35. maddesi de değişecek; Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevi; “sınırları korumak” olarak işlenecek. Genelkurmay Başkanı Milli Savunma Bakanlığına bağlanacak. Güvenlik konusundaki her türlü karar parlamentoda alınacak. Asker milletin seçtiği hükümetinin emrinde olacak.

Az kaldı.

Bu gün yaşadığımız olay da işte buraya doğru yolculuğumuzun en üst düzeyde teyidinden başka bir şey değildir. Vesselam. 30.07.2011

Gürcan Onat

NOT: Devlet güvenliğinde hiçbir zaman zafiyet olmaz. İsterse tamamı def olup gitsin darbeci çetenin. İtibarları iade edilen memleket evlatları aslanlar gibi nöbete davetlerini beklemektedir.

Hasan Hüseyin Uludağ

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...