Salı, 29 Mart 2011 14:38

Adaleti Savunanlar Derneği

Şöyle bir geçmişe uzandım bu gece.

On beş yıl önce bir şubat ayazı tüm şiddetiyle post modern sürecini hüküm sürmeye devam ediyordu.

Plan üzerinde iyi çalışılmıştı; özellikle medyasının başrolü üstlenmesi ve yüksek yargıç ile savcıları, rektörleri, baroları, odaları, dernekleri, provokatör, oyun, hile ve brifingleriyle üzerinde çok emek sarf edilmişti.

Önce bünyede “temizlik!” gerekiyordu. Binlerce subay-astsubay düzmece yalan ve iftiralarla dışarı itildi. Sonra özenle kadrolaşma ve bin yıl sürecek savaş ilanı…

Kurgu başarılıydı. Nitekim iktidarın da zayıf noktaları değerlendirilerek sonuç elde edildi.

Kukla hükümetler ve sipariş yönetimler…

Ülke harap edilirken bir taraftan kader de hükmünü icra ediyor ve küllerden yeni bir kimlik inşası başlıyordu.

Bünye dışına itilen memleket evlatları tarihi misyonlarını üstlenmek üzere adeta külli bir iradenin tecellisiyle bir araya gelmeye başlıyor ve tuğlalar teker teker diziliyordu. Yükselen yapı zahirde mütevazı fakat maneviyat ikliminde muazzam bir şahsı manevi haline geliyordu.

Uğradıkları zulmü evliya sabrı ile bağırlarına basan bu Hak dostları neticedeki hayra gözlerini dikerek, donandıkları vazife ve mesuliyet şuuruyla oluşturdukları dernek çatısı altında flamalarını yavaş yavaş göndere çekmeye başlıyorlardı.

ASDER doğuyordu!

Nemrutlara bir İbrahim! Firavunlara bir Musa! gerekiyordu.

Son peygamberin yüce ahlakıyla donanmış olan bu gönül erenleri itidal ve müspet hareketi kendilerine düstur edindiler.

Zor zamanda doğmuştu bebek. Şubat ayazında emekledi. Kimsenin kucağına alamadığı zamanlarda Rahmanın yardımıyla güçlükle ayakları üzerinde durmayı ve yürümeyi başardı.

Ama dikildiği andan itibaren hiç eğilmedi. Kimilerinin iki büklüm olduğu zamanlarda ve kimilerinin de sütre aradığı dönemlerde dik durmanın onurunu ve haysiyetini yaşayarak cihana gösterdi.

Konuşulmayan zamanda konuştu.

Yazılmayan zamanda yazdı.

Dedik ya kader hükmünü icra edecekti; şubatın soğuk rüzgârlarına bir set, gemi azıya almış, doludizgin giden atların koşumlarına bir bilek, yolunu şaşıran tankların üstüne çıkacağını ilan eden bir yürek gerekiyordu.

Büyüyen ASDER şanlı komutanıyla öne atıldı. Bir taraftan muktedirlere mektuplar gönderirken, bir taraftan da halkıyla bütünleşip; yazar-çizer, düşünür ve sivil toplum örgütleriyle toplantılar yapıyordu.

Tohumlar saçıldıkça filizlenmeler baş gösterdi. Zamanla her yerden sümbülleşmeler başladı. Bir, üç, beş derken her taraf çiçeklerle donandı.

Millet gücünü sandıkta gösterdi.

İktidar milletten aldığı desteği heba etmedi.

Medya kendine geldi.

Vatansever, cesur savcılar çıktı.

Derken Ergenekon yakayı ele verdi. Arkadan balyoz darbecilerin başına iniverdi.

ASDER vazifesini yapmıştı.

Rahmeti sonsuz olan yüce yaratıcı emekleri zayi etmedi. İktidarın yüreğini güçlendirerek, itibarları iade ettirdi.

Bin yıl yaşayacak denilen iblis ise 15 yıl geçmeden toprağa gömüldü.

Soğuk günlerde krize sokularak intihara sürüklenen arkadaşımız, askeri hastanede yatarken tedavisi yarıda bırakılıp hastaneden çıkartılan kanser hastası bacımız göremedi ama çocukları gördü bu itibar günlerini. Kim bilir belki biz göremesek de o şehitler görüyordur ve paylaşıyordur şimdi mutlu günlerimizi…

Yüzünü gizleyerek çöp bidonlarından kâğıt toplamayacak artık komutan.

-“Komutan bir bazlama ver” diyemeyecek Kandıra Pazar esnafı artık.

Çocuklar da okulda gururla ve onurla benim babam emekli komutan diyebilecek artık.

-“Mutlaka bir şey yapmışsındır” diyen anne, baba ve akrabalar da evlatlarından özür dileyerek, o pak alnından öpecek gerçek komutanın.

Hanımları her zaman inandıkları ve zor zamanlarda yanlarında açlığa tahammül ederek destek verdikleri kocalarının şereflerinin ne kadar büyük olduğunun bir kez daha teyit edilmesinin hazzını yaşayacaklar.

Eminim gökte melekler de adaletin tecelli etmesiyle kendilerinden geçmiş “suphanallah” tespihiyle semayı çınlatacaklar.

Bu günleri gösteren Yüce Allah’a binlerce hamd, binlerce şükür.

26.03.2011 Gürcan Onat

Hasan Hüseyin Uludağ

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

6 yorum

  • Yorum Linki v yüksel Cuma, 08 Nisan 2011 10:50 yazan v yüksel

    tebrikler, takdirler,,,,Özetelmişsin herşeyi Gürcan Abi....

    Raporla
  • Yorum Linki tahsin Perşembe, 31 Mart 2011 14:57 yazan tahsin

    Mehmet ağabey;
    sadece yaşzedelerin gözleri yaşarmıyor. Hiç bir yakını mağdur olmasa bile yıllarca sizin çektiğiniz sıkıntıları hisseden, benim gibi binlerce insanın gözleri yaşarıyor. Yaşanan acıları okudukça kalbi sızlayıp, çözüm umuduyla da buruk bir sevinç yaşıyorum. Buruk bir sevinç diyorum zira çekilen acının bıraktığı izin silinmesinin kolay olmadığının da farkındayım. Allah yardımcınız olsun...

    Raporla
  • Yorum Linki İsmail KAPLAN Çarşamba, 30 Mart 2011 22:27 yazan İsmail KAPLAN

    Ağlattın Gürcan Ağabey...Emeği geçen herkesten ALLAH C.C. razı olsun.

    Raporla
  • Yorum Linki selmi Çarşamba, 30 Mart 2011 13:01 yazan selmi

    hamd alemlerin rabbi olan allah (c.c.) adır...
    o müminleri sever...
    cehilleri, firavnları, nemrudları, ad ve semud kavimlerini sevmez...

    Raporla
  • Yorum Linki Kemal METE Çarşamba, 30 Mart 2011 10:01 yazan Kemal METE

    ASDER'in aşarısına emindik. Çünkü haklıydık. Hakkın er-geç yerini bulacağı mutlaktır.
    Derneğimizin her aşamasında emeği geçen herkese Rıza-i İlahi temenni ediyorum.
    Bu günleri gösteren rabbime hamdolsun.

    Raporla
  • Yorum Linki Mehmeh ÇAKIROĞLU Salı, 29 Mart 2011 19:53 yazan Mehmeh ÇAKIROĞLU

    Bu yazıyı okuyupta gözleri yaşarmayan bir yaş zede olduğunu düşünemiyorum... Eline yüreğine sağlık gürcan ağabey

    Raporla

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...