4. Bu tarihten itibaren, bazı medya organlarında, ortaya atılan her iddiayı peşinen doğru kabul eden, adı geçen herkesi suçluymuş gibi gösteren ve farklı yollarla bunu başkalarına da kabul ettirmeye çalışan bir yaklaşım belirmiştir. Bu şekilde yapılan yayınlarla, kişilerin “masumiyet karinesinin korunması” ve “özel hayatın gizliliği” ilkelerinin ciddi şekilde ihlal edildiği, yargılama sürecinin “kamuoyu yargısı” şekline dönüştürülmek ve olumsuz yönde etkilenmek istendiği açıkça görülmektedir.
5. Türk Silahlı Kuvvetleri, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve anayasal değerlere bağlı bir kurum olarak, aksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecini sabır, sükûnet ve itidalle izlemekte, bu çerçevede bağımsız ve tarafsız olduğuna inandığı yargının er ya da geç doğruyu ortaya çıkarmasını beklemektedir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.” Denilmiştir.
Emekli bir T.S.K. personeli olarak Sayın Genelkurmay Başkanımı göstermiş oldukları âli cenaplık ve demokratik hassasiyeti ile hukuka saygıları nedeniyle tebrik ve takdir ediyorum. Kendilerinden beklenileni yapmışlardır.Doğrusu mensubu olduğum kurumun en üst komutanından gelen bu açıklama ile iftihar ettim. Göğsüm kabardı.
Yargılanmakta olan kurumunun mensuplarının yargılanmaları neticeleninceye kadar “masumiyet karinesinin” ihlal edilmemesi ve “özel hayatın gizliliği” ilkesinin çiğnenmemesi için verdikleri mücadele takdire şayandır.
Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve anayasal değerlere bağlı bir kurum olarak, aksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecini sabır, sükûnet ve itidalle izleyen, bu çerçevede bağımsız ve tarafsız olduğuna inandığı yargının er ya da geç doğruyu ortaya çıkarmasını bekleyen Genelkurmay Başkanlığı milletimizin gururudur.
Bazı medya organları ise; “ortaya atılan her iddiayı peşinen doğru kabul eden, adı geçen herkesi suçluymuş gibi gösteren ve farklı yollarla bunu başkalarına da kabul ettirmeye çalışan bir yaklaşımın belirmiş olması nedeniyle, bu şekilde yapılan yayınlarla, yargılama sürecinin “kamuoyu yargısı” şekline dönüştürülmek ve olumsuz yönde etkilenmek istendiği açıkça görülmektedir” denilerek eleştirilmektedir.
Hatıralarımızı yoklayalım; 06 Aralık 2010 tarihinde Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde yapılan aramada ne bulunmuştu?
Çuvallar dolusu belge...
Resmi evraklar...
Hard diskler
Kasetler...
Ve Balyoz belgeleri...
Bu aramalar esnasında kameralara kayıt yapılmıştı.
Operasyon bir ihbar maili ile başlamıştı. İddiaya göre ihbarcı "çabuk olun yoksa belgeleri yok" edecekler diyordu.
Casusluk soruşturmasını yürüten savcı bu ihbar üzerine donanmaya gidiyor. O aramaya ait görüntüler, tamamı rütbeli askerlerden oluşan ekibin sadece özel giriş kartı olan personelin girebildiği odada yaptıkları genel kontrolle başlıyor. Görevliler kendi aralarında konuşuyorlar. Masada çeşitli askeri evraklar var. Çok sayıda kilitli dolap göze çarpıyor. Bir subay dolapların içini kontrol ediyor. Bir başkası bilgisayar kasalarını söküyor.
Odanın aranmasından sonra Askeri yetkililer yer döşemelerini kontrol ediyor. Çünkü odada köşede duran çok sayıda vantuzu fark ediyorlar. Vantuzlarla yerdeki karoları kaldırmaya çalışıyorlar. Bütün bu uğraş da kayıtlarda. Karolardan bazıları kalkmıyor. Bir iki denemeden sonra döşeme sökülüyor ve ortaya Balyoz delillerinin de saklandığı gizli bölme çıkıyor.
30 santim yüksekliğindeki bu gizli bölmede yan yana dizilmiş siyah ve mavi poşetler var.
Ellerinde şeffaf eldivenler bulunan askeri yetkililer önce poşetlere bir kâğıt zımbalayıp, numara veriyorlar. Ayrıca poşetlerin üzerinde ikinci kez aynı numara yazılıyor. Sonra da tek tek açılıyor...
Poşetlerden, önce bazı dergi ve kitaplar çıkıyor. Ardından da evraklar. Askerler zaman zaman buldukları dokümanları kameraya yaklaştırarak kayıt altına alıyorlar. Tasnif işlemi biten belgeler çuvallara dolduruluyor...
Gizli bölmeden çıkan malzemelerin arasında Donanma'ya ait çok sayıda hard diskler var. Hard disk üzerindeki İstihbarat Şube ifadesi ve imza net olarak görülüyor. Gölcük yazılı orijinal bir fatura...
Tutanaklar da sırayla askerler tarafından imzalanıyor.
Her işlem özenle yapılıyor. CD'ler işaretlenip ardından da tutanak altına alınıyor. Parmak izleri alınıyor. Kıl ve koku testleri yapılıyor...
Arama, evrakların ve bilgisayarların tutanak altına alınıp çuvallara doldurulması ile sona eriyor.
Elbette bulunan bu belgeler yargılanma sonuçlanıncaya kadar hiçbir şey ifade etmemektedir.
Genelkurmay Başkanımız, Askeri Savcılık tarafından adli soruşturmanın ve ayrıca idari soruşturmanın da devam ettiğini yazılarında belirtmişler. Bu benim içimi rahatlattı. Eminim ki; yer karolarının altına bir evrakın neden ve kim tarafından saklandığının da cevabını bulacaklardır. Bir devletin yasal bir kurumunda bir evrak neden yer karosunun altına saklanır? Daha doğrusu böyle bir şey olabilir mi? Bu ancak yasal olmayan kurumun yasal olmayan işlerinde olabilecek bir işlemdir. Hangi şerefli Türk Subayı böyle bir işleme tevessül edebilir? Sayın Komutanım bu sorunun cevabını bulacağınıza eminim.
Personelinize sahip çıkmanız, demokrasiye saygınız ve hukuk ilkelerini üstün tutan yapınızdan ve adil ve asla ayırımcılık yapmayan kişiliğinizden cesaret alarak zatı âlinize bir duyuru yapmayı kendime vazife bildim.
Meşru hükümeti gayri meşru yapılanma ile yıkıp, darbe planlamakla ve ülkede kaos oluşturmak ve binlerce masum insanı katletme planları yapmakla suçlanan üstelik sayısız karine ve delilleri bulunan personelinize sahip çıktığınız gibi, haklarında hiçbir delil olmadan, yargılanmadan, yalan ve iftiralarla canları gibi sevdikleri Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen binlerce masum insan da kendilerine sahip çıkmanızı beklemektedir.
28 masum insan bir araya gelerek “Ben Disiplinsiz Değilim” kitabını yayınladı. Öğretmen Binbaşı İskender Pala “İki Darbe Arasında”, Kurmay Binbaşı Kemal Şahin “Yargılanmak İstiyorum”, Deniz Yüzbaşı Vehbi Horasanlı “Bahriyede 15 Yıl”, kitaplarını yazdılar, ayrıca “Mahzun Madalya” kitabında da nice kahraman vatan evlatlarının hayat hikâyeleri yer aldı.
Alın okuyun. Sonra da vicdanınıza sorun. Bir taraftan yargılanmaktan kaçan insanlara sahip çıkarken, diğer taraftan yargılanmak isteyen insanları görmemek adil komutanlığa sığar mı? İtibarlarını millet nezdinde yerle bir etmiş sanık generallerinize sahip çıkarken, halkın vicdanında kanayan bir yara olan şeref madalyalı bu personelinize de sahip çıkmak vicdani bir mesuliyet sayılmaz mı?
Yargılanmakta olan kurum mensuplarınızın yargılanmaları neticeleninceye kadar “masumiyet karinesinin” ihlal edilmemesi ve “özel hayatın gizliliği” ilkesinin çiğnenmemesi için verdiğiniz mücadele takdire şayandır, demiştik. Peki, hiç yargılanmadan tamamen düzmece iftiralarla ilişiği kesilen bu personeliniz için de aynı takdire şayan ilkelerle çaba sarf etmeniz hakkaniyet olmaz mı?
Yargılanmamış, düzmece belgelerle iftiralar atılıp ilişiği kesilen bu insanlar “masumiyet karinesinden” muaf mı?
Özel hayatları nice baskınlarla ihlal edilen bu insanlara yapılan reva mı?
Hukuk birine başka birine başka mı uygulanmalıdır?
Bu insanlar yargılanmak istiyorlar!
Bir zamanlar bir takım hukuksuz yapılanmalar olmuş olabilir, mevsim gereği bir takım haksız işlemler yapılmış olabilir. Bahar gelince ağaçlar çiçek açar. Bu engellenemez. Zamanın ruhunu anlamak gerekir. Geçen geçti. Giden gitti. Önümüze bakalım. Bunlar da sizin personeliniz. Hiç küsmediler. Sabırla, adaletin tecelli edeceği günü bekliyorlar. Ahirete bırakmayın. Adaletin dünyada da tecelli etmesi sizin uyum yasalarının hazırlanmasında hükümete vereceğiniz destekle hızlanacaktır.
Emekli bir T.S.K. personeli olarak; Sayın Genelkurmay Başkanımdan tutuklu personeline göstermiş oldukları âli cenaplık ve demokratik hassasiyeti ile hukuka saygılarını yargılanmadan, re’sen emekli edilen mazlum personeline de göstermesini beklediğimizi ifade etmek istiyorum.
Kendilerinden Milletimizin asıl beklentisi budur.
Saygılarımla. 25.01.2011
Gürcan ONAT
Adaleti Savunanlar Derneği
Başkan Yardımcısı

