GAZZE YOLUNDA NE OLDU?
Türkiye’den bir sivil toplum kuruluşuna ait insani yardım gemisi İsrail ambargosu altında olan bir ülkenin insanlarına yardım maksadıyla hareket ederek, uluslararası sularda müdahaleye maruz kalıyor, dokuz vatandaşımız katledilmek ve diğerleri esir alınmak suretiyle gemilere el konuluyor. Psikolojik işkence yapılıyor. Eşyalarına da el konulup, hakaretlere maruz bırakılarak, geri gönderiliyorlar.
Şimdi hadiseyi etraflıca tahlil edelim.
Öncelikle şunu bilmeliyiz ki; yardım konvoyunun asıl organizatörleri Avrupa ülkelerindeki sivil toplum örgütleridir. Ülkemizden de İHH merkezde olmak üzere birçok sivil toplum aktivisti kervana dâhil olmuşlardır. 33 ülkenin duyarlı sivil insanları insani yardım ve ambargonun delinmesi maksadıyla yola çıkmışlardır. Amaçları öncelikli olarak bu insanlık dışı ambargonun delinmesidir. İnsani yardımın mazlum halka ulaştırılması ve bütün dünya ülkelerindeki duyarlı insanların dikkatlerini buraya çekmektir. Neticede amaçlarını fazlasıyla elde etmişlerdir. Bunlar bir adım atmış, Allah’ın rahmetiyle bin mislini almışlardır. Çünkü bütün dünyada medya bunlara kilitlenmiş, tüm dünya adeta soluksuz bu kahramanları izlemiş ve onlarla nefes almıştır. Tüm dünya ülkelerinin yöneticileri, parlamentoları bu olayı değerlendirmiştir. Gazze’de yaşayan insanların dramı tüm dünyanın gündemine oturmuştur. İsrail’in gerçek yüzü ortaya çıkmış ve bütün dünyada lanetlenmiştir.
Bu insanlar elbette ölmek için yola çıkmamışlardı. Belki hiç akıllarına da getirmemişlerdi. Sadece sivil itaatsizlik sergileyip, belki askerler tarafından gemiye el konulup, İsrail devleti tarafından sorgulanıp ülkelerine iade edilmeleri gibi şeyler… Başlarına gelebilecek en kötü ihtimal olarak düşünülmüş olabilir, ama bunun yanında götürdükleri insani yardım malzemeleri kontrol edildikten sonra yine kontrollü olarak yerine de ulaşabilirdi.
Hiç kimsenin aklına hayaline gelmeyen şey gerçekleşmiş, İsrail komandoları sabaha karşı baskın yapmış ve silahsız insanlara terör estirerek, meş’um cinayetlerini işlemiştir.
Hoş; gemidekiler Rahmani lütuflara mazhar olmuş, o ulvi ruh halleriyle sanki cennet kokularını ciğerlerine doldurmuş, adeta vecd içerisinde tek vücut, tekbir sesleriyle İsrail askerlerini şaşkına çevirirken, şahadet şerbetini içenler mukaddes yaşamlarına geçip hayatlarını orada devam ettiriyor, gaziler yaralarından akan cennet pınarlarının sularıyla cezbelerini yaşıyorlardı… Eksiksiz tüm yolcular kendilerine yapılan bütün zulümlere rağmen, memleket toprağına ayak basar basmaz tekrar ne zaman gidiyoruz diye soruyorlardı. Üstelik bu cennet yolculuğunu bu sefer kaçırmış olan milyonlarca müslüman bir dahaki sefere ben de, ben de diye haykırıyordu…
Kıbrıs barış harekâtından beri ülkemizin insanları hiç bu kadar kaynaşmamıştı.
İsrail’in siyonist yöneticilerinin nasıl bir ruh yapısında oldukları açık ve net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Nasıl panik içerisinde ve ne kadar yalnız oldukları… Nasıl bir paranoya ile ne kadar cani oldukları ibretle izlenmiştir…
Bir taraftan da köyün delisi misali adeta dünyanın delisi benim dercesine “Bana yaklaşan kim olursa olsun vururum, öldürürüm. Yaklaşmayın, ben psikomanyak’ım, canavarım. Ey dünya insanları beni içinize almayın, yanıma da yaklaşmayın, bırakın ben bölgemde hayvanlığımla tek başıma yaşayım” mesajını vermiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve Parlamentosu, hatta Cumhurbaşkanı üzerlerine düşeni en güzel şekilde yaparken, Genelkurmay Başkanından da bir değerlendirme bekliyoruz elbette! En azından bundan sonra yola çıkacak gemilerde aynı akıbetin olmaması için Akdeniz’de tatbikat planlamak elzem oldu.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!
Yeni bir milat gerçekleşti…
Şımarıklığı haddi aşmış, mağdub kavim artık tüm dünyada gerçek yüzüyle tanınmaya başlanarak, pervasız zulümlerine karşı insani ses gücünü gittikçe artırmaya başlamıştır…
Eğer, kendi içinde bulunan henüz insanlığını kaybetmemiş birkaç vatandaşının uyarısını dikkate almayıp kendine çeki düzen vermezse, ne kadar dünya haber ajanslarını elinde tutsa da ve ne kadar lobi gücü olsa da dünyada kabaran insanlığın öfke selinde boğulup gitmeye mahkûmdur.
Bu manyak, cani devlet ne yazık ki elinde nükleer silah bulundurmaktadır. Dünya henüz ne büyük bir tehdit altında olduğunu idrak etmemiştir. Birleşmiş Milletlerin bu hususta harekete geçirilerek, bu silahların etkisiz hale getirilmesi icap etmektedir. Aslında Ortadoğu’da barış isteniyorsa orası tamamen silahsızlaştırılmalıdır. Ya da her zaman söylediğimiz gibi Filistin’in de ona denk silahlı gücü olmalıdır.
Ambargonun ve insanlık dramının bitmesi için ise hiç vakit kaybetmeden binlerce yeni geminin Gazze’ye doğru yola çıkması gerekmektedir. Eminim bu yeni gemilerde yolcu olabilmek için milyonlarca insan birbiriyle yarışacaktır.
Bekle lanetli kavim geleceğiz.
Bitmedi daha yeni başlıyor.
Sana da insanlığı öğreteceğiz!
08.06.2010 Gürcan ONAT

