Perşembe, 17 Aralık 2009 19:40

GENELKURMAY BAŞKANI ORG. ILKER BAŞBUĞ'UN TRABZON KONUŞMASI VE ANLAMI...

GENELKURMAY BAŞKANI ORG. ILKER BAŞBUĞ’UN TRABZON KONUŞMASI VE ANLAMI...

Genelkurmay Başkanı; son zamanlarda adeta bozuk plak gibi kendilerine karşı yürütülen asimetrik psikolojik harekâttan söz etmektedir. Gelişmiş demokrasilerin hâkim olduğu ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde bir Genelkurmay Başkanının ne zaman, ne hakkında ve ne şekilde konuşabildiğini bir başka zamana bırakarak, Sayın Başbuğ’un özellikle Trabzon’dan neler dediğine bakalım: “Bugün, bu konulara özellikle üzerinde olduğumuz TCG Oruç Reis Firkateyni’nde değinmemin özel bir anlamı var. Herhalde herkes, açıkça ne demek istediğimi anlamaktadır”

Bu nedir? Kimlere nasıl bir mesajdır? Genelkurmay Başkanının vazifesi, birilerine anlamlı mesajlar göndermek midir? Cevabını konuşmasının biraz ilerleyen kısımlarında kendisi veriyor. Ne diyor? Kendi ağzından aynen alıntı! “Ciddi hukuk devletinde imalı konuşmalara, dedikodulara yer yoktur” Yoksa bunu şöyle mi anlamalıyız? Mezkur konuşmayı; “Biz istediğimiz kimselere istediğimiz gibi, her türlü imayı yaparız. Fakat bize asla yapılamaz! Biz istediğimiz gibi psikolojik harekât yaparız. Fakat bize asla yapılamaz! Başbakanı beğenmediğimiz zaman ona küfür ettiririz, her türlü hakaretleri yaptırırız. O adamı da terfi ettiririz. Medyadan akredite olanları tasnif ederiz, istediğimizi andıçlarız. Savcılara yargıçlara brifingler veririz, kendimizi ayakta alkışlattırırız. İstediğimiz kişilere telefonlar açar, talimatlar veririz. Fakat bize asla yol gösterilemez. Biz hükümetlere yol gösteririz. Dinlemeyenleri balans ayarlarıyla hizaya çeker, gerektiğinde parlamenterleri tehdit ederek, post modern darbeler yaparız. Bütün bunları yapabilmek için de vatanını, milletini canından çok seven, Türk Silahlı Kuvvetlerinin şerefini kendi namusu gibi bilen, Peygamber ocağı inancıyla görevini üstün gayret ve çabayla en güzel şekilde ifa eden, şeref madalyalı, kahraman subay ve astsubaylarımızı da sorgusuz sualsiz ve yargılamadan tasfiye ederiz. Bize kimse hesap soramaz. Cumhurbaşkanını biz belirleriz. Eğer belirleyemezsek, içimizden bir grup darbe planları yapmaya başlar. Bu planlar açığa çıktığı taktirde hiçbir medya mensubu bunları yazamaz, yorumlayamaz, deşifre edemez. Siviller bunları yargılayamaz. Gerekirse biz yargılarız. İşte bütün bunların aksi asimetrik psikolojik harekâttır. Çünkü psikolojik harekât bizim işimizdir…” şeklinde mi okumalıyız? Vah ki vah...

Sayın Başbuğ’un Oruç Reis Firkateynini seçmesinin özel bir anlamı olduğu gibi Trabzon’u seçmesinin de özel bir anlamı var elbette. Kendi ifadeleriyle; “Karadeniz insanı, zor koşulların insanıdır. Mücadele azmi yüksek, zeki, pratik ve çalışkandır. Her şeyden önce millî konulara duyarlıdır. Ülkesi için fedakârlıktan hiçbir zaman kaçınmaz” Çok doğru ifadeler. Ancak bir Genelkurmay Başkanının ağzından özellikle vurgulanarak dökülecek sözler midir bunlar?

Genelkurmay Başkanı bölge ayırımı yapabilir mi? Yarın sen Edirne’ye, İzmir’e, Antalya’ya, Kars’a gittiğinde ne diyeceksin? Sen kimin Genelkurmay Başkanısın? Türkiye Cumhuriyeti Devletinin değil mi? Türk milleti desen belki kaldırırdı. Kaldı ki; aslında o bile tartışmalı sözdür. Çünkü bu devlet içinde; kendisini vatandaşlık bağı ile devletine bağlı gören, yasalara itaat eden, vergisini veren, aidiyet şuuruna sahip Kürtler, Çerkezler, Boşnaklar, v.s. unsurlar da var… Çanakkale şehitliğinde kimler yatıyor bir bakmalı Başbuğ! Kurtuluş savaşı verilirken, tüm ülke evlatları kanının son damlasına kadar savaştı. Bu ülkenin karış karış her bir toprak parçasında yaşayan vatan evlatlarının hepsi de zor koşulların insanıdır, millî konulara duyarlıdır ve gerektiğinde ülkesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmaz. Bu bir gerçek iken Sayın Başbuğ Trabzon’da ne yapmaya çalışıyor?

“Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu da hiç kimse unutmamalıdır” diyen Sayın Başbuğ; şunu bilesin ki; bu millet bunu hiç unutmamaktadır. Ayrıca 1960 yılından beri her on senede bir kaşıntısı tutanları da unutmamaktadır. 28 Şubat sürecinde yaşananları da unutmamaktadır. E-Muhtıralarını da unutmamaktadır. Ses kayıtları ortalığa saçılmış olan Ergenekon çetecilerine sahip çıkanları da gözlemektedir… Savcıları ve Yargıçları etkileme manevralarını da görebilmektedir…

Siyasi iradenin tabiî olarak size tevdi etmiş olduğu aslî vazifenizi yani terör örgütleriyle mücadeleyi de lutfediyormuş gibi milletin başına kakmanın, sürekli dillendirmenin onurlu hiçbir anlamı yok. Elbette mücadele edeceksin. Bu senin görevindir. Sen askersin. Senin görevin hudutları beklemektir. Bu millet bunun için besliyor seni. Bunun için Peygamber Ocağı demiş. Ve bunun için de baş tacı etmiş.

“Toplumsal huzura giden yolun ortak değerlerimizin güçlendirilmesinde olduğunu düşünüyoruz… Özellikle bugünlerde, bizi birbirimize kenetleyen binlerce yıldır sahip olduğumuz ortak değerlerin sıkça vurgulanması ve bu değerlere sahip çıkılması ayrı bir önem taşımaktadır.” Diyen Sayın Başbuğ’a sormak isteriz; şu ortak değerlerimizin neler olduğunu da lutfedip açıkça sayar mısınız? Eğer bu cümleyi laf olsun diye söylemediyseniz, asıl kavganın ortak değerleri provoke etmekten kaynaklandığını hálâ anlayamamışsınız demektir...

Gelin; gerçekten çok önemli ve memleketin hakikaten yegâne huzur kaynağı olan ortak değerlerimizi anlayalım ve anlatalım. Bu ortak değerlerden bir tanesi, binlerce yıldır bu topraklarda birlikte yaşamış olan, Türk ve Kürt milletinin ortak değeri, “din” değil mi? Peki sayıları binlerce olan dindar personelinizi disiplinsiz diye yaftalayarak tasfiye edişiniz nasıl açıklanacak bu durumda? Ya “din” ortak değer değil diyeceksiniz mertçe (ki diyemiyorsunuz) ya da yine mertçe susacak, öyle “ortak değerler” falan edebiyatı yapmayacaksınız...

Çelişkilerinizi gideriniz Sayın Başbuğ... Asker dobra dobra olur... Ve şunu biliniz ki; Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki çarpık yapılaşma ve çeteleşmeyi; bunları koruyanları işaret edenler, bu vahim yanlışlıkları tenkid edenler, kesinlikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin şahsı manevisini hedef almamakta, sevgili ordumuza da en küçük bir düşmanlık falan yapmamaktadırlar... Bilakis bu yapılanlar ordumuzun hayrı içindir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ne kadar önemli, gerekli ve şerefli olduğunu çok iyi bilmektedir onlar... Eğer rahatsızsanız, mahkeme celbi gelen Albayların bilgisayarlarını, içindeki bilgileri temizlemeden sivil savcılara göndertin. Bir ülkenin askeri ve sivil diye iki yargısı olmaz. Yargı tektir. Eğer farklı kurumların farklı yargıçları farklı kararlar veriyorsa orada adaletten söz etmek mümkün değildir…

Son söz olarak sizin de söylediğiniz gibi gerçekten; “Türk milletinin büyük çoğunluğu da ne yaptığınızın farkındadır.” Ve Türk milleti ordusunu çok sevmektedir. Bunun için de; gücünü kendisinden alan ordusu içinde, bin yıllık (canıyla, kanıyla savunageldiği) değerlerine aykırı yapılanma olduğu taktirde, bunun takipçisi olacak; aydınlarıyla, medyası ve yargıçlarıyla sizlerden hesap soracaktır... Şüphesiz ki; Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik beraberlik ve bütünlüğünü koruduğu müddetçe her türlü zorluğu ve güçlüğü yenebilecek güçtedir. Gün, birlik beraberlik ve bütünlük günüdür. Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Parlamentosu bunların emrindeki Silahlı Kuvvetleri ve sınırlarının içinde yaşayan tüm vatandaşlarıyla…   17/12/2009 − Gürcan ONAT

Son Düzenlenme Cuma, 18 Aralık 2009 20:02
Hasan Hüseyin Uludağ

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

3 yorum

  • Yorum Linki Mehmet ERDİL Cumartesi, 19 Aralık 2009 18:44 yazan Mehmet ERDİL

    Yazınızı okudum, bitiminde; Alnınız niyetine, kaleminiz niyetine, Eğildim monitörü öptüm. Teşekkür eder saygılar sunarım.

    Raporla
  • Yorum Linki osman sukut Cumartesi, 19 Aralık 2009 13:27 yazan osman sukut

    güzel yazı olmuş kalemine sağlık Allah bunlara akıl fikir basiret şuur versin. hala;eski tas eski hamam bunlar, alem gider mersine bunlar gider tersine

    Raporla
  • Yorum Linki Vehbi Kara Cumartesi, 19 Aralık 2009 04:11 yazan Vehbi Kara

    Değerli Gürcan Bey
    Burada asıl mesela Trabzonlu kardeşlerimizin bu kendini bilmez askere haddini bildirmesidir. bu kadar milletvekili var bir tanesinin çıtı çıkmıyor. Hükümet desen asker ağzı ile konuşuyor. Biraz cesaret ve gayret gerekmez mi?

    Raporla

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...