Kıymetli dostlar, Kurban Bayramı münasebetiyle sıla-yı rahim yapmak amacıyla yollara düştüm. İstanbul’dan Konya’ya giderken Bolvadin’de mola verdim, hediyelik kaymaklı lokum aldım. Afyon’un kaymaklı lokumu çok çeşitli ve çok lezzetli. Yolu düşünlere tavsiye ederim.
Sultan Dağı ile Akşehir arasında kiraz almak için durdum.
58 yaşında saçları beyazlamış, yüzü toprak rengi bir Anadolu insanı kirazın üreticisi. Fiyatı sordum, iki çeşit kiraz olduğunu söyledi. Birisi koyu renk ve ufak; diğeri açık kırmızı ve iri.
İri olanını gösterdi:
-Bu iyi kiraz, Napolyon.
Gülümsedim, toprak kokulu, nur yüzlü, ela gözlü, mütevazı adamı süzdüm:
-Napolyon kim? Bizim neyimiz oluyor? Fatih kirazı desene!
Alıcı gözle bana baktı, iç çekti:
-Ah beyim, isimlendiren ben olsam…
-Sen üretiyorsun, ismini de sen ver.
-Haklısın amma işte… Devir böyle.
-Bana şu iri Fatih kirazından ver, dedim ve sepetin tamamını aldım.
Ayaküstü sohbet ettik.
Arabaya bir göz attı, arka tarafında kitapları gördü.
-Siz kimsiniz, dedi. Kültürlü birine benziyorsunuz. Kirazın bile adının yerli ve milli olmasını istediğinize göre milli ruhu diriltme derdiniz olmalı.
Öğretmen ve yazar olduğumu söyledim, ekledim:
- Akit köşe yazarıyım, 58 kitap yazdım, 4 bine yakın konferans verdim.
-Şimdi çıkardım, simanız yabancı değil, nereden tanıdığımı çıkaramamıştım. İmam hatip mezunuyum, fırsat buldukça Akit okurum. Çocuklarım da imam hatipli.
Sohbete koyulduk:
-Ürünlerimize değerlerimizi temsil eden isimler vermeliyiz. Taklitçi, kopyacı, yabancıya özenen insanlar olmamalıyız. Biz büyük ve muhteşem bir tarihin ve kültürün mirasçılarıyız. Napolyon, Fatih Sultan Mehmet Han’a hayranmış. Neden hayran olduğunu sormuşlar.
“Benim kurduğum imparatorluk ben ölmeden yıkıldı, Fatih’in kurduğu devlet asırlardır yaşıyor.”
Afyonlu çiftçi ile sohbetimiz yol boyu zihnimi meşgul etti. Anadolu insanı kendi ürettiği ürününe Avrupalı bir devlet adamının ismini veriyor.
Üreten insan yerli ve milli değerlerimizi biliyor.
Adını verdiği Napolyon, İstanbul’u fetheden Peygamberimizin (sav) övdüğü Fatih Sultan Mehmet Han’a hayran.
Peki, insanımıza bu aşağılık kompleksini kim aşılıyor?
Konuyu çok uzatmayacağım, lafı eveleyip gevelemeyeceğim, doğrudan söyleyeceğim.
Milli Eğitim Bakanlığının ders kitapları; özünden kopmuş, devşirilmiş aydınımız.
Son iki asırdır aydınımız Batı karşısında ezik, süklüm püklüm, celladına aşık. Kahir ekseriyeti aşağılık kompleksine sahip. Her şeyin iyisinin Batı’da olduğunu sanır.
Kazım Karabekir’in İttihat ve Terakki Cemiyeti kitabını okuyanlar bilirler.
Sultan Abdülhamit Han’ın indirmek ve Osmanlı Devletini yıkmak için Makedonya Mason Locasını kuranlar, Müslüman Anadolu insanını aşağılamayı bir savaş stratejisi olarak benimserler.
Şu sloganı durmadan tekrarlar:
“Türkler adam olmaz.”
Stratejik algı silahı olan bu cümleyi yabancı dil öğrettikleri bizim aydınımıza da ezberlettiler ve iki asırdır tekrarlattılar, tekrarlatıyorlar.
Üstad Cemil Meriç’in ifadesiyle, “Sen bir az gelişmişsin, dediler. Bu aşağılık cümleyi aydınımız nişan-ı zişan gibi boynuna astı.”
Bu algı operasyonunu tersine çevirme savaşına girme zamanı geldi.
Türkiye Yüzyılında MEB ders kitapları yeniden yazılmalı.
Devlet adamı olarak Napolyon, Çörçil, Abraham Linkolin değil Fatih, Yavuz, Kanuni, Alpaslan, Melikşah vb. demeliyiz.
Şair olarak Şekspir, Victor Hugo, Wolfgan Goethe’den fazla Mehmet Akif Ersoy, Yunus Emre, Necip Fazıl, Fuzuli, Mevlana’yı anlatmalıyız.
Düşünce ve tefekkür dünyamızın zirveleri Karl Marks, Immanuel Kant, Rene Descartes değil; Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, İbn Haldun, Bediüzzaman Sait Nursi, Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel Serdengeçti, Abdurrahim Karakoç, Sezai Karakoç vb. olduğunu çocuklarımıza öğretmeliyiz.
Eğitimci olarak Jean Piagets; Kohlberg, Jan Jack Russeau’yu okumalı, okutmalı ama model olarak Hz. Muhammed (sav), Ebu Hanife, İmam Gazali, Nurettin Topçu’yu benimsemeliyiz.
Bilim adamı olarak Thomas Edison, Albert Einstein, Bill Gates’ten fazla Biruni, İbn Sina, İbn Rüşd, Ali Kuşçu, Prof. Fuat Sezgin, Prof. Aziz Sancar, Selçuk Bayraktarları öne çıkarmalıyız.
Hiçbir milletin bizim kadar şanlı bir tarihi yok.
Hiçbir millet atalarımız kadar tarihe şan veren devletler kurmamış; dünya bilim, kültür ve sanat tarihine bizim kadar katkıda bulunmamış.
Milli Eğitim Bakanlığı ders kitapları Batılı -Doğulu ilim, sanat ve kültür adamlarını anlatmalı; kendi değerlerimizi inşa eden insanlarımıza iki kat yer vermeli.
Sorumluluk önce Bakanlığa sonra aydınımıza, öğretmenlerimize düşüyor; hepimiz sorumluyuz. Eğitim ve kültür alanında Türkiye yüzyılı başlatmaya mecburuz.
TEBRİK: Dostlarım, bayramınızı tebrik ederim. Yüce Mevla’dan bize değerlerimize çıkma, büyük işler başarma, Türkiye yüzyılı inşa etme, İslam Birliği kurma şuuru ve mefkuresi ihsan eylesin, değerlerimize sahip çıkacak nesiller yetiştirmeyi nasip etsin.

