Meselâ biz “Kur’ân bize Allah tarafından indirilmiş veya gönderilmiş bir kitaptır” demekle yetinebilir miyiz?
İnzâl ve tenzîl kelimelerinin, nasıl zihnî ve fiîlî bir güce sahip olduğunu, bu kurucu “kavramları” yok ettiğimiz zaman, mü’minlerin sahip olmaları gereken kuvvete, kudrete, “iktidara” sahip olamayacaklarını, Allah’ın kuvvetini, kudretini ve iktidarının kudsiyetini kavramakta zorlanacaklarını özenle vurgulamak isterim.
Evet, Kur’ân, hem inzâl edilmiş, hem de tenzîl edilmiş, Sünnet-i Seniyye ile gerçeğe dönüştürülen bir kitap, bir hitap, bir hayattır.
Peki, inzâl ile tenzîl kelimelerini değil de “indirilmiş, gönderilmiş” kelimelerini kullandığımızda, inzal ve tenzîl kelimelerini sözlüklerimizden, hatta Kur’ân meallerimizden, tefsirlerimizden, kitaplarımızdan çıkardığımızda kaybedeceğimiz şeyin ne kadar hayatî bir şey olduğunu idrak edebiliyor muyuz, bilmiyorum doğrusu.
İnzâl’in anlamı şudur: Kur’ân, bir bütün olarak Kadir Gecesi’nde bir anda Levh-i Mahfuz’dan dünya Sema’sına indirilmiş bir kitaptır; dolayısıyla, ğayb âleminden şehâdet âlemine yapılan bir hitaptır.
Tenzîl’in, inzâl’den farklı olan en önemli yanı, Kur’an’ın, inzâl gibi bir ânda değil, zaman’la, zamana yayılarak, peyderpey, ardı arkası kesilmeden süregiden bir sürede ve süreçte indirilmesidir: Sünnet-i Seniyye’de gerçekleştirilen bir hayatın vasat’ının, Kur’an’ın hayatlaşmasının temellerinin atılmasıdır.
TENZÎL HÂDİSESİ: UBÛDİYET ŞUURU VE HÜRRİYET ŞİİRİ
O hâlde, İnzâl, vahyin, Allah’ın kudret ve kuvvetini tecelli ettirdiği fiilin kendisi; Tenzîl ise Allah’ın takdirinin, kudret, kuvvet ve ilâhî iktidarının adım adım tercüme ve tezahürünün Sünnet-i Seniyye ile gerçekleşme sürecidir.
Kadir Gecesi, sadece Müslümanların böylesine ulvî bir nimete sahip oldukları, Allah’ın kuvvet, kudret ve ilâhî iktidarını, sınırsız hâkimiyetini hissettikleri, rahmetini, bereketini gördükleri eşsiz, benzersiz, o yüzden de bir ömre bedel muazzez, “sınırları aşan” bir zamandır.
İşte Müslümanların gücü, Allah’ın hem bu gecede olduğu gibi insanlığa, varlığa hitap ederek doğrudan hayata müdahale etmek, hem de Kur’ân’ı tenzil ederek kitap göndermek suretiyle bütün âlemlerin Rabbi, rahmet ve merhamet kaynağı, mü’minlerin ise velisi / dostu olduğu hakikatine sadece Müslümanların sahip / dost ve layık olmalarından kaynaklanıyor.
Bunu hakkıyla idrak edebildiğimiz zaman bugün iliklerimize kadar yaşadığımız iki ontolojik meseleyi, teslimiyet ve temsiliyet meselelerini de hakkıyla idrak edebilmemiz imkân dâhiline olabilir.
O hâlde Kadir gecesinde inzal ile tecellî eden, tenzîl ile Fahri Kâinât Efendimiz (sav) vasıtasıyla ve sîretinin tahakkuk ettiği İslâmî vasat’ta / sünnet-i seniyye’de tercüme ve tezahür ettirilen ilâhî kudret ve iktidarın, biz mü’minlere emrettiği, takdir ettiği, teklif ettiği ulûhiyet ve rubûbiyet in eseri ubûdiyet “iktidar” ve kudretinin hayata dönüştürülen hakîkatinin şuurunda olalım ve bu hakikatin, bizi bütün beşerî, dünyevî, maddî, şehevî, dolayısıyla arızî ve sürekli arızalar üreten nevzuhûr güçleri putlaştırarak, bizi bunların kulu-kölesi yapan hakikat ihtarının ve bu ihtarın sunduğu muhtariyetin (hakîkî hürriyetin) sırrını idrak etme bilinciyle yaşamanın bize vereceği nimetin farkında olalım ve şükrünü eda edelim, hatırlatmasında bulunuyorum.
Kadir Geceniz mübarek olsun. Kur’ân her dâim hakikat, hidayet ve hayat rehberimiz olsun. Vesselâm.
https://www.yenisafak.com/yazarlar/yusuf-kaplan/kadir-gecesi-takdir-olunan-kudret-ve-hurriyet-4523775