Cumartesi, 04 Eylül 2010 17:24

YAŞ mağduru ailelerin çocukları EVET diyor

Referandum bildirimiz Taraf'ta yayınlandı. Yaş mağduru ailelerin çocukları EVET diyor.

Değerli Asder Üyeleri,

Yaş mağduru ailelerin çocukları olarak kurduğumuz facebook grubumuz "İlginç Zamanların Çocuk Şahitleri", ilk çalışmasını gerçekleştirdi. Referandumda EVET diyeceğimizi deklare eden yazımız Taraf'ta yayınlandı.

Grubumuza sizin çocuklarınızı da bekliyoruz. Selam ve Hürmetler...

                                                               Ayşe Çağlayan

Grubun linki: http://www.facebook.com/group.php?gid=136438093056390

 

Biz Yaşadık, Gelecek Nesiller Yaşamasın Diye: EVET

                                             İlginç Zamanların Çocuk Şahitleri

http://www.taraf.com.tr/haber/biz-yasadik-gelecek-nesiller-yasamasin-diye.htm 

Eski bir Çin bedduası imiş "İnşallah ilginç zamanlarda yaşayasın!". İskender Pala, TSK anılarını anlattığı kitabı İki Darbe Arasında’da, "Türkiye'mizin son yıllarına damgasını vuran 28 Şubat diye bir kesit var ki, - görmek istemesek, öğrenmekten kaçınsak da- bazıları için 'ilginçlik' bedduasına uğrayarak yaşanmış, takvime yargısız infazlar yazılmış bir dönemdir....” diyor. İşte biz o dönemin, o ilginç zamanların çocuk şahitleriyiz. Biz, YAŞ’ın ordudan ihraç ettiği subay ve astsubayların çocuklarıyız.

O “ilginç zamanlar”da,  anne ve babamızın çehrelerine sinmiş olan kaygı ve çaresizlik, çocuk dünyamıza kat kat aksediyordu. Onların içinde bulundukları baskı ve tahakküm ortamı nedeniyle bitmek bilmeyen sıkıntılarından biz de nasibimizi alıyorduk. Her YAŞ toplantısında endişeyle beklenen son bizi de buldu sonunda ve yaşamlarımız alt üst oldu. İşsiz, evsiz, parasız kaldık. Sivil kimliklerimize yeni bir hane açılmıştı adeta: Ordudan atılmış, sakıncalı… Ailelerimiz bir yandan bu damganın yol açtığı haksızlıklarla boğuşurken, bir yandan bize bir gelecek kurmaya çabaladı. Ve büyüdük… Türkiye’nin dört bir tarafına dağıldık. Farklı meslekler edindik, aile kurduk. Kimimiz hala eğitimini sürdürüyor. Kimimiz hala mücadele ediyor yasak ve baskılarla. Ancak ülkemizde demokrasinin kesintiye uğradığı “ilginç zamanlar”ın kararttığı çocuk dünyamızda yaşadıklarımızı, şahit olduklarımızı unutmadık.

Özgürlük ve demokrasinin özlemini bizim kadar çeken yoktur herhalde… Ayrımcılık, istibdat, haksızlık, hukuksuzluk nedir iyi biliriz çünkü. Fişleme nedir daha küçücükken öğrendik mesela. Biz bile fişlenmiştik. Öyle ya, “şüpheli ve sakıncalı” ailelerin çocuklarıydık. Çocuktan al haberi derler. Ailelerimizle ilgili bilgi kaynağı olarak ağzımız aranıyordu sık sık… Bizi şüpheli ve sakıncalı yapan neydi? Neyimizden şüphe duyuyorlardı? Balyoz cuntasının fişlemeleri bu konuda fikir verir sanıyoruz: “Rüşvet alır, güvenilir. Namaz kılar, eşi başörtülü, güvenilmez.”

Kadınlara karşı ayrımcılığın en sert uygulamalarına şahit olduk. Kantin kapılarına yan yana asılan iki levha kazındı çocuk zihinlerimize: “Köpekle Girilmez”, “Başörtülüler Giremez”. Bizim annelerimiz de başörtülüydü. Kantin yasak, orduevi yasak, hastane yasak, servis yasak ve nihayet lojman yasak… Kantine, manava giremediği için dışarıda bekleyip, içeri girebilenlerden yardım rica ederek alışveriş yaptı annelerimiz, lojman bölgesindeki evimize arabanın arka koltuğuna saklanarak girip çıkmak zorunda kaldı. Hatta aylarca evinden dışarı adım atmadı bazılarımızın annesi. Tek tek kapandı bütün kapılar yüzümüze, hayat dar edildi.

Sonra Yaş kararları, yaklaşık iki bin ailenin infazına başladı. Yargısız infazına…  Babalarımız 28 Şubat darbecileri tarafından, yıllarca başarı ve gururla sürdürdükleri görevlerinden, sorgusuz, sualsiz uzaklaştırıldı. Bir tebliğ ile hayatlarımız alt üst oldu. Zamansız ayrılışlarımıza “neden” diye soran arkadaşlarımıza “mantıklı” bir cevap veremedik. Yaşadıklarımızın akla, mantığa, vicdana sığan bir tarafı yoktu. Bir tarafta haksızlığın isyanını, öbür yanda alnımıza vurulan damganın ezikliğini yaşadık.

O dönemde ihraç edilenlerin camlarına protesto için astıkları bayraklar, bugün ortaya çıkan gerçeklerle anlam kazanıyor. Ailelerimize uygulanan baskı ve tahakkümün bu kadar pervasızca yapılabilmesine zemin hazırlayan 12 Eylül cunta anayasasının değişmesi için bir ilk adım niteliğinde olan referandumun anlamı büyük bizim için. Çünkü bu değişiklikle, yargısız infazlara dur diyeceğiz ve bize yapılanlara “neden” diye sorabileceğiz. Özgürlük ve adalet dalga dalga kuşatacak güzel ülkemizin tüm mazlumlarını… İnsanlar inanç ve düşüncelerinden dolayı fişlenmeyecek, ayrımcılıklar sona erecek, egemenlik asker ve yargı vesayetinden, gerçek sahibi olan millete geçecek.

Onca acı var hayatlarımızda, onca dram, onca sahne var unutulmayan, onca söz var kulaklarımıza mıh gibi çakılan… Biz, bunları gelecek nesillerin yaşamasını istemiyoruz. Kendi çocuklarımızın özgür ve adil bir ortamda büyümesini istiyoruz. Bu yüzden, yeni anayasa, yeni bir düzen için ilk adım olan bu değişiklik paketini destekliyoruz. Referandumda “Yetmez Ama Evet” diyoruz.

http://www.taraf.com.tr/haber/biz-yasadik-gelecek-nesiller-yasamasin-diye.htm 

 

 

Engin Ardıç

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...