Dost ve Kardeş Pakistan’ın Yanındayız!
Hindistan tarafından Pakistan’a Yönelik Saldırıya Karşı Dost ve Kardeş Ülke Pakistan’ın Yanındayız.
Adaleti Savunanlar Derneği olarak, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Pakistan’a yönelik olarak gerçekleştirilen bu saldırıyı nefretle kınıyor, her daim dost ve kardeş ülke Pakistan’ın haklı davasında yanında olduğumuzu kararlılıkla ifade ediyoruz.
Adalet, barış ve kardeşlik ilkelerine bağlı bir sivil toplum kuruluşu olarak, Gazze, Keşmir, Myanmar, Doğu Türkistan, Batı Trakya ve Kıbrıs gibi bölgelerde yapılan zulümler başta olmak üzere İslam bölgesindeki tarihi ve güncel bütün gelişmeleri dikkatle izliyoruz. Bu son gelişme vesilesi ile Pakistan halkının onurlu mücadelesine olan desteğimizi yürekten vurgulamak istiyoruz.
Yaşanan bu gelişmelerin tarihi arkaplanına baktığımızda, gittiği her yere sömürü, kan ve gözyaşı götüren, çıktığı her yerden de bir kaos haritası bırakarak çıkan İngiliz emperyalizmini görüyoruz
İngiliz Sömürge Dönemi ve Bölünme Süreci;
19. Yüzyılın başlarından itibaren İngiliz sömürge yönetimi altında bulunan Hindistan alt kıtası, farklı din, dil ve kültürlerden oluşan karmaşık bir toplumsal yapıya sahipti. İngilizler, sosyolojik savaş politikalarıyla etnik ve dini farklılıkları derinleştirerek bölgedeki yönetimlerini uzun bir dönem sürdürmeyi başarmışlardır. Ancak, 20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, artan bağımsızlık talepleri karşısında, İngiliz sömürge yönetimi zayıflamaya başlamıştır. 1947 yılında, İngiliz Parlamentosu’nun Hindistan Bağımsızlık Yasası’nı kabul etmesiyle, alt kıta iki ayrı devlete bölünmüştür: Müslüman çoğunluğun oluşturduğu Pakistan ve Hindu çoğunluğun oluşturduğu Hindistan. Bu süreçte, İngiliz sosyolojik savaş stratejisi Bengal ve Pencap eyaletlerini dini çoğunluklara göre bölmüş, milyonlarca insan yerinden edilmiş ve kışkırtılan mezhepsel şiddet olaylarında yüz binlerce Müslüman hayatını kaybetmiştir.
Pakistan, başlangıçta birbirine oldukça uzak iki parça halinde kurulmuştur: Batı Pakistan ve Doğu Pakistan. Ancak, bu iki bölge arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel ve dolayısıyla da sosyolojik fay hatları kullanılarak, 1971 yılında Doğu Pakistan Bangladeş olarak ayrılmıştır.
Aynı dönemde, Myanmar (eski adıyla Burma), 1937’de İngiliz Hindistanı’ndan ayrılarak ayrı bir sömürge bölgesi olmuş ve 1948’de bağımsızlığını kazanmıştır.
Tüm bu bölünme süreçleri, İngiliz sömürge yönetiminin izlediği sosyolojik savaş stratejisinin bir açılımıdır ve bölgede kalıcı gerginlikler ve sınır anlaşmazlıkları bırakmıştır. İşte Keşmir meselesi de bu stratejini, günümüze kadar yansıyan etkileridir.
Keşmir Sorunu: Adaletsizliğin Kalıcı Mirası;
Keşmir, İngiliz sömürge yönetiminin çekilmesiyle ortaya çıkan en karmaşık ve acılı sorunlardan biridir. Müslüman çoğunluğa sahip olan Keşmir'e yönetici olarak Hindu bir maharaja atanmıştır. 1947’de prenslik devletlerinin Hindistan ya da Pakistan’a katılma hakkı tanınmış, ancak Keşmir’in maharajası Hari Singh, gerçekte Pakistan toplumunun bir parçası olan Keşmir Müslümanlarının Pakistan ile birleşmesini önlemiştir. Müslüman halka yapılan zulümler üzerine, Pakistan güçleri bölgeye girmiş, ancak maharaja Hindistan’dan yardım talep ederek, Keşmir’in Hindistan’a katılımını sağlayan bir anlaşma imzalamıştır. Bu durum, Pakistan ve Hindistan arasında Birinci Keşmir Savaşı’na yol açmış, 1949’da Birleşmiş Milletler’in araya girmesiyle bir ateşkes sağlanmıştır. Bu ateşkes, Keşmir’i fiilen bölen Kontrol Hattı’nı (Line of Control - LoC) oluşturmuştur: Bölgenin yaklaşık üçte biri Pakistan’ın kontrolünde (Azad Keşmir ve Gilgit-Baltistan), geri kalanı ise Hindistan’ın kontrolünde (Cammu ve Keşmir, Ladakh) kalmıştır.
Keşmir sorunu, 1965 ve 1999 yıllarında iki ülke arasında yeni savaşlara ve sayısız çatışmaya neden olmuştur. Hindistan’ın 2019’da Cammu ve Keşmir’in özerk statüsünü kaldırarak bölgeyi doğrudan kontrol altına alması, gerginlikleri daha da artırmıştır. Keşmir halkının kendi kaderini tayin hakkı, uluslararası toplum tarafından tanınmış olmasına rağmen, bu hak bugüne dek hayata geçirilememiştir. Bölge, Hindistan tarafından yoğun militarizasyon, insan hakları ihlalleri ve süregelen şiddet olaylarıyla adeta bir açık bir yara, bir zulüm coğrafyası haline getirilmiştir.
Son Gelişmeler: Hindistan’ın Hukuksuz Saldırısı;
22 Nisan 2025 tarihinde, Hindistan kontrolündeki Keşmir’de gerçekleşen ve 26 sivilin hayatını kaybettiği Pahalgam saldırısı, bölgedeki gerilimi yeniden tırmandırmıştır. Bu saldırıların bir provakasyon olduğunda şüphemiz yoktur. Nitekim Pakistan tarafsız bir inceleme teklifinde bulunmuş, ancak dikkate alınmamıştır. Demek ki, Pakistan'a saldırı kararı, bu olaydan önce alınmıştır. Bu olay ise bir bahanesinden ibarettir.
Hindistan, bu saldırıyı bahane ederek, uluslararası hukuku hiçe sayarak Pakistan’a ve Pakistan kontrolündeki Keşmir’e yönelik füze saldırıları düzenlemiştir. Bu saldırılar, iki nükleer güç arasında çatışma riskini artırarak bölgeyi ve dünyayı tehlikeli bir eşiğe taşımıştır. Pakistan, Simla Anlaşması’nı askıya alma tehdidinde bulunurken, Hindistan’ın saldırgan tutumu, barış çabalarını baltalamaktadır.
Hindistan’ın uluslararası hukuku hiçe sayan bu saldırganlığı, sadece Pakistan’a ve Keşmir Müslümanlarına değil, bütün İslam dünyasına, adalet ve barış arayan tüm insanlığa ve uluslararası hukuka yapılmış bir saldırıdır.
İsrail'in Hindistan'ı desteklemesi ve eşzamanlı olarak Gazze'yi ilhak için harekete geçmesi tesadüf değildir.
Yine Hindistan'ın İslam dünyasının duyarsızlığına vurgu yaparak, bu cüreti nerden aldığını da açıklaması, çok düşündürücü ve üzüntü vericidir.
Dost ve Kardeş Pakistan’ın Yanındayız!
Adaleti Savunanlar Derneği olarak, Pakistan’ın bu zor günlerinde yanında olduğumuzu yürekten ifade ediyoruz. Pakistan, tarih boyunca yanımızda olmuş, maddi ve manevi olarak hep Türk Milletinin yanında durmuş, dost ve kardeş bir ülkedir.
Masum Müslüman Keşmir halkı, yıllardır süren işgal ve baskı altında inim inim inlerken, Pakistan’ın bu haklı davada verdiği mücadele, sadece Pakistan'ın değil, ülkemizin ve tüm İslam Dünyasının onur mücadelesidir.
Bizler, kalbi Keşmir’le atan, Pakistan’ın acısını yüreğinde hisseden bir millet olarak, dost ve kardeş Pakistan’a sesleniyoruz: Yalnız değilsiniz! Sizinle omuz omuza, adaletin, barışın ve hakkaniyetin tarafında duruyoruz. Keşmir’in özgürlüğü, Pakistan’ın onuru ve bölgenin barışı için dualarımız ve çabalarımız sizinledir. Bu karanlık günler geçecek, hak yerini bulacak ve Keşmir’in masum halkı, Pakistan’ın kararlı duruşuyla özgürlüğüne kavuşacaktır.
Adaleti Savunanlar Derneği olarak, İslam Dünyasını ve uluslararası toplumu Hindistan’ın bu hukuksuz eylemlerine karşı sesini yükseltmeye ve Keşmir halkının kendi kaderini tayin hakkını desteklemeye çağırıyoruz. Pakistan’ın haklı mücadelesinde, her zaman ve her koşulda yanınızda olacağımızı bir kez daha vurguluyor, dost ve kardeş Pakistan halkına sevgi, saygı ve dayanışma duygularımızı iletiyoruz.
ASDER YÖNETİM KURULU

