Ülkemizde uzun yıllardır süregelen ideolojik eğitim sistemi, bireylerin özgür düşünmesini engelleyen, onları belirli bir zihniyet çerçevesinde formatlayan bir yapı haline gelmiştir. Belli bir ideoloji doğrultusunda düşünen ve akıl yürüten bir zihni yapı, farklı fikirlere, farklı toplum kesimlerine karşı tahammülsüz olabilmekte, ideolojik aidiyetini hukukun, adaletin, vatan ve millet sevgisinin ve milli iradenin önüne geçirmektedir. Özellikle vazifesi, kurumsal hiyerarşiye mutlak itaat ve disiplin üzerine temellenen Türk Silahlı Kuvvetlerinde, ideolojik kafa yapısı ordunun siyasallaşmasına ve tarihimizde defalarca yaşadığımız gibi milli iradeye karşı darbelere ve darbe girişimlerine yol açmıştır.
Son olarak, bu anlayışın bir tezahürü yaşanmıştır. Daha mesleklerinin başında, Atatürk istismarı ile kurumsal hiyerarşinin iradesine meydan okunarak, yemin adı altında kurumsal disiplini ve hiyerarşiyi hiçe sayan bir korsan gösteri gerçekleştirilmiştir. Millî Savunma Bakanlığının yaptığı işlemler sonuçlanmış ve neticede Yüksek Disiplin Kurulunca meslekten çıkarma kararı verilmiştir. Ülke savunmasındaki başarısı kurumsal hiyerarşiye itaat ve bağlılığa ve disipline dayalı olan Türk Silahlı Kuvvetlerini, milletin hizmetinden çıkaracak bir ideolojik gruplaşmaya müsamaha edilmesi düşünülemez.
Ancak dikkat çeken husus, bu ihlallerin sorumlularının tamamına değil, yalnızca sembolik birkaç kişiye yaptırım uygulanmış olmasıdır. Aynı disiplinsizliğe katılan birçok kişinin görevlerine devam etmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşisi ve disiplin yapısı açısından büyük bir risk teşkil etmektedir. Adaleti Savunanlar Derneği olarak, bu sembolik yaptırımları ibret açısından yerinde görmekle birlikte, aynı disiplin ihlallerini yapan diğer kişilerin de titizlikle belirlenerek, eylemlerine uygun hukuki muameleye maruz kalmalarını gerekli görüyoruz. Mesleğini, vazifesini, kurumsal hiyerarşi ve disiplini, ideolojik bir fanatizme kurban edebilen bir zihniyet yapısı bu sembolik işlem ile kısa vadede bastırılabilir. Ancak orta ve uzun vadede, disiplini ve itaati hazmedememiş bir kafa yapısını, Türk Silahlı Kuvvetlerinde potansiyel düzeyde de olsa himaye etmeyi doğru bulmuyoruz.
Adaleti Savunanlar Derneği olarak, problemin temeline inmeyi, askeri eğitim kurumlarının bu milletin inancı, milli kültürü ve değerleri ile barışık, milletin iradesine saygılı ve bağlı, vatan savunmasına ve bunun gerektirdiği nitelikleri kazanmaya odaklanmış ve millete hizmet psikolojisi ile donanmış bir personel modelinden geriye doğru yeniden yapılandırılması hususunda tüm yetkilileri göreve davet ediyoruz.
ASDER Genel Merkezi Yönetim Kurulu

