Cumartesi, 06 May 2017

Türk İslam Ülküsü ve Fetö İhanet Projesi

Bu yazımızda Fetullah GÜLEN ve örgütünün TÜRK-İSLÂM ÜLKÜSÜ’ne ve ÜLKÜCÜLER’e yönelik ihanet projesini ana hatlarıyla anlatmaya çalışacağım.

F.GÜLEN yıllar evvel bir vaazında, kendine bağladıklarını kastederek, Peygamber Türkiye’yi size emanet etti, teslim etti türünde bir yalan uydurdu.

Halbuki, teslimatçı aslında Fetullah’ı da teslim almış olan HAÇLI-MASON-SİYON üçgeni idi. Fetullah GÜLEN bunu Hz. Peygamber’in adını kullanarak örgütüne yutturmuştu.

İhanet projesini anlatmaya tarihte biraz geriye giderek devam edelim. Osmanlı İmparatorluğunu IRKÇILIK ve KAFATASÇILIK fikriyle parçalamak isteyen HAÇLI-MASON-SİYON ittifakı 19. yüzyılda TÜRKÇÜLÜK hareketini başlattı. Moiz KOHEN isimli bir Osmanlı Yahudisi (1833-1961) Munis TEKİNALP takma adıyla bir dergide Türkçülük yazıları yazmaya başladı ve zamanla Ziya GÖKALP’i ele geçiren bu şahıs GÖKALP üzerinden ruhu İslâm’dan kopuk bir Kafatası Türkçülüğü oluşturmayı başardı.

Moiz KOHEN hakkında kısa bir bilgi verelim…

(…) Moiz KOHEN (1833-1961), Selanik’te yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi… Babası bir Haham idi, kendisi de Haham eğitimi aldı… Masonluğa girdi. İlk yazılarını 1904’te, Selanik’te çıkmakta olan “Çocuk Bahçesi” mecmuasına yazmıştı. Bu mecmua, Mehmed Emin’in (YURDAKUL) hece ile yazdığı “Türkçe Şiirler”i ve meşhur İttihatçı ihtilalci hatip Ömer NACİ’nin yazılarını neşreden bir dergi idi.

 

Moiz KOHEN, Meşruiyetten sonra, Yunus NADİ’nin çıkardığı, Rumeli gazetesi ile İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin fikirlerini yayan İttihat ve Terakki gazetelerinde yazılarına devam etti. Bunlar Selanik’te çıkıyordu.

 

1912’de İstanbul’a geldi. Selanik’te başladığı Türkçülük faaliyetlerini, artırarak burada devam etti. Yazılarında kendi adını kullanmıyor, “Tekinalp” imzasını atıyordu. Ziya GÖKALP ve Türkçülerle beraber bulunuyordu.

 

1928’de, kendi gibi “Yahudi” olan Nissim MASLİYAH ve Dr. Samuel ABREVAYA ile birlikte “Milli Hars Birliği”ni (Ulusal Kültür Birliği) kurdu. 1934’de ise yine kendi gibi “Yahudi” olan Hanri SORİANO ve Marcel FRANCO ile birlikte “Türk Kültür Cemiyeti”nin kurucuları arasında yer aldı. (Yahudiler, “Türk Kültür Cemiyeti” kuruyorlar.) Cumhuriyet ile birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’nin bağlı bir yandaşı oldu. M. Kemal’in kurduğu Türk Dil Kurumu üyeliğine seçildi. Kemalizm’i tanıtan çeşitli kitaplar ve yazılar yazdı. Zamanla Halkevleri’nde konuşmalar yaptı.

 

1944’te çıkan “Türk Ruhu” adlı 287 sayfalık eserinde, daima Ziya GÖKALP’tan bahsetmekte ve ona: “Türkçülüğün hakiki peygamberi”, “Türkçülüğün mübeşşiri” gibi sıfatlar vermekte, “Üstad” diye anmaktadır. Ziya GÖKALP’in, “Türkiye gibi büyük bir imparatorluğun gizli akıl hocası” oluşunun sebebini “Türkçülük hareketini yaratmış” olmasında bulmaktadır.

 

Moiz KOHEN, asıl adını ancak bir kitabında ve birkaç yazısında kullanmıştı. Sayısı hayli kabarık olan eserlerinin çoğunda, “Tekin Alp” ve bazılarında da “Munis Tekinalp” takma adını kullandığı için, Türk okuyucuları kendisini Türk ve Müslüman zannetmişler ve bu Yahudi Musevi yazar tarafından aldatılmışlardır.

 

Moiz KOHEN 1961’de Fransa’nın Nice şehrinde öldü ve oradaki “Yahudi mezarlığına” gömüldü. (…) (Belgelerle Gerçek Tarih.Com’dan alınmıştır)

Moiz KOHEN’in 19. yüzyılda başlattığı kafatasçılık şeklindeki bölücü projeye, Alpaslan TÜRKEŞ 1969 yılında MHP’yi ve 1970’de de ÜLKÜ OCAKLARI’nı kurarak “DUR” dedi. Siyaset dehası Başbuğ TÜRKEŞ kafatasçılığın yok edilemeyeceğini bildiği için tereyağdan kıl çeker gibi kısa zamanda gayri İslâmi Türk kafatasçılığını “KANIMIZ AKSA DA ZAFER İSLÂMIN” ve “HİRA DAĞI KADAR MÜSLÜMAN TANRI DAĞI KADAR TÜRKÜZ” mecrasına oturttu.

Başbuğ Alpaslan TÜRKEŞ 4 NİSAN 1997’de Hakka yürüdüğünde, ardında onu tekbirlerle uğurlayan pırıl pırıl bir Ülkücü Gençlik bırakmıştı.

HAÇLI-MASON-SİYON ittifakı Türk ve İslâm dünyasının geleceğini Kur’an hakikatlerine ve binlerce yıllık “Türk Töresi”ne göre dizayn edecek olan BAŞBUĞ liderliğindeki MHP ve ÜLKÜCÜLÜK ruhunu çok iyi okudular ve bu davaya engel olmak amacıyla derhal 1970’li yıllardan itibaren Truva atları olan Fetullah GÜLEN’in mankurtlarını Ülkücü Hareket içine SIZDIRMAYA başladılar.

İçi FETÖ dışı ülkücü görünümlü FETÖ ajanları MHP ve ÜLKÜ OCAKLARI’nda köşe başlarında kadrolaşmaya başladılar. “KANIMIZ AKSA DA ZAFER İSLÂM”ın ve “HİRA DAĞI KADAR MÜSLÜMAN TANRI DAĞI KADAR TÜRK’ÜZ” karakteriyle özetlediğim ÜLKÜCÜ KARAKTERİ’ni; söven, küfreden, her dakika belaltı esprileri üreten, hayasız işler peşinde ömür tüketen, okumayan, ciddiyetten uzak “CIVIK ÜLKÜCÜ” karakteriyle değiştirmeye başladılar.

FETÖ’nün CIVIK ÜLKÜCÜ projesi Rahmetli Şehit Muhsin YAZICIOĞLU tarafından hemen farkedildi ve “DUR” denildi. Muhsin YAZICIOĞLU, henüz ben de üniversitede talebe iken, 1980’li yıllarda bizlere (özetle): “Bir ÜLKÜCÜ önce kendisine Nizam verecek ve âlem Ülkücüye bakarak NİZÂM alacak” dedi. Dedi ama bu yiğitliğinin ve alperenliğinin bedelini yıllar sonra FETÖ kokulu bir kazaya kurban giderek ödedi.

Muhsin YAZICIOĞLU’nun ülkücülüğe kattığı bu yeni ruhun etkisiyle üniversiteli birkaç Ülküdaşımla 1984 yılında kendimizi rahmetli Seyit Ahmet ARVASİ’yi İstanbul Anadolu yakasındaki mütevazi evinde ziyaret ettik. Bize o günkü nasihatlerinde kısaca… “MHP’yi ve ÜLKÜCÜ GENÇLİĞİ şamanist ritüellerin esiri olmuş, kafatasçılığa dönüşmeye başlamış, cahil Türkçü akıma teslim etmemek için tüm gayretinizle çalışın, bu hareketten hiçbir zaman kopmayın, sizler terk ederseniz yerinizi Türk ve İslâm düşmanları kaplar” dedi ve ÜLKÜCÜLÜĞÜ şöyle özetledi:

İslâmiyet, hiç bir din ile kıyaslanmayacak kadar ileri, ilmin verilerine açık, dinamik, birleştirici ve kaynaştırıcı bir sistem getirmektedir. O, kapitalizm, sosyalizm, komünizm, faşizm ve nazizm… gibi yabancı ideolojilerin saçtığı zehiri bertaraf edecek bir panzehir ve hayat kaynağıdır. Bu noktada belirtelim ki, Türk Milleti’nin ve dolayısıyla Türk Milliyetçiliği’nin âlemşümul davası ve ideolojisi, Allah’ın ve Resulü’nün davasıdır ve bunun adı İslâmiyet’tir.”

Kapıdan uğurlarken elimi tuttu, avucunu avucumla buluşturdu ve başparmağını başparmağıma doladı, bu Rasulullah’ın musafahasıdır, aranızda bunu da yayın dedi.

Rahmetli Seyit Ahmet ARVASİ (1932-1988) hakkında kısa bir bilgi verelim…

(…) 1932 yılında Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde doğdu. Ailece Van’ın Bahçesaray (Müküs) kasabasına bağlı Doğanyayla (Arvas) köyündendir. Muhitlerinde bu köyün adına izafeten ‘ARVASİler’ olarak tanınırlar. Soyadı kanunu çıktıktan sonra köylerinin adı soyadları oldu. Babası Abdülhakim ARVASİ’dir.

 

1952 yılında Erzurum Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Bir süre ilkokul öğretmenliği yaptı. 1958’de Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. Sırayla Balıkesir, Bursa ve İstanbul’daki Eğitim Enstitülerinde hocalık yaptı. 1979 yılında emekli oldu. Aynı yıl Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel İdare Kurulu’na seçilerek, bu partideki görevine, 12 Eylül 1980 ihtilaline kadar devam etti.

 

Türk İslâm Ülküsüne; Türk-İslam Ülküsü (3 cilt), Kendini Arayan İnsan, İnsan ve İnsan Ötesi, Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz, Şiirlerim, Doğu Anadolu Gerçeği, İleri Türk Milliyetçiliğinin İlkeleri, Emperyalizmin Oyunları, Devletin Dini Olur mu, Kadın Erkek Üzerine, İnsanın Yalnızlığı isimli eserleriyle yön verenlerdendir.

Başbuğ Alpaslan TÜRKEŞ 1997’de Hakka yürür yürümez MHP ve ÜLKÜCÜ HAREKET içinde uzun zamandan beri kuluçkada bekleyen FETÖ akbabaları hemen Türk-İslâm davasına çökme kulisine başladılar. Başbuğ geleceği çok iyi okuduğu için FETÖ hainlerine ve efendileri olan HAÇLI-MASON-SİYON üçgenine karşı Ahmet ARVASİ gibi mütefekkirlerle davanın mâneviyatını güçlendirmiş ve Devlet BAHÇELİ gibi “önce devletin bekâsı” diyen usta bir siyasetçi yetiştirmişti. Ve Devlet BAHÇELİ davanın başına geçti. Bu nedenlerle TÜRK-İSLÂM DAVASI’na külliyen çöreklenemeyen HAÇLI-MASON-SİYON ittifakı ve gemini ellerinde tuttukları FETÖ, Bahçeli döneminden itibaren CIVIK ÜLKÜCÜ KARAKTERİ üretmeye daha da hırslanarak devam ettiler. İçi FETÖ dışı ÜLKÜCÜ görünümlü hainlerle kol kola gezen, koyun koyuna yatıp kalkan bir sürü CIVIK ÜLKÜCÜ tipi yetiştirmeyi de nihayette başardılar. Türk-İslâm Davasının mihmandarı MHP’yi ve ÜLKÜCÜ HAREKET’i günümüzde bölmeyi de çok iyi becerdiler.

İçi FETÖ dışı ÜLKÜCÜ görünümlü hainler günümüzde desosyal medya hesaplarında bol bol BOZKURT, BAŞBUĞ VE ATATÜRK üçlüsünden oluşan resimler ve şamanizm ritüelleriyle dolu yazılar paylaşmakta olup sürekli CIVIK ÜLKÜCÜ katsayısını artırmaya çalışmaktadırlar.

Devlet BAHÇELİ MHP’nin dümenini eline aldığında baktı ki FETÖ hainleri köşebaşlarını tutmuş. Kimseyi kımıldatmıyorlar. Başbuğ Alpaslan TÜRKEŞ’in prensiplerini devam ettirmek isteyenleri en kısa zamanda kasetle, kumpasla, yalanla, dolanla, tehditle ekarte ediyorlar. Devlet BAHÇELİ bu ihaneti bertaraf etmek için başkanlık pozisyonunu kuvvetlendirinceye kadar FETÖ’ye yüklenmedi, bekledi. Elini iyice kuvvetlendirince MHP’yi FETÖ’den temizleme düğmesine bastı ve karşısında partiyi fitne fesatla ele geçirmek isteyen “FETÖ FİGÜRANI” olarak adlandırdığı bir kadın siyasetçiyi ve ekibini buldu. Eğer ki Bahçeli partiyi FETÖ’nün figüranına ve ekibine teslim etseydi Türkiye boyalı basının yönettiği zayıf hükümetlere, koalisyonlara, cuntacı askeri vesayete, asker kıyafeti giymiş FETÖ İHANET ŞEBEKESİNE yani HAÇLI-MASON-SİYON üçgenine teslim edilmiş olacaktı.

BAHÇELİ bu ihanet projesini sekteye uğratmasıyla birlikte Fetullah GÜLEN’in daha da çıldırmasına, kudurmasına ve dengesinin bozulmasına neden oldu. Ve GÜLEN hemen tüm hainleriyle tüm yönden BAHÇELİ’ye karşı taarruza geçti. Bu taarruza bir kaç örnek vereyim… kripto FETÖ hainleri CIVIK ÜLKÜCÜ tipler ile birlikte Devlet BAHÇELİ’nin seviyesizce çizilmiş karikatürlerini ve seviyesizce oluşturulmuş “caps”lerini seviyesizce paylaşmaktadırlar. Rahmetli TÜRKEŞ üzerinden de bir sürü yalan dolan üreterek BAHÇELİ’ye çeşitli iftiralar atmaktadırlar. Seviyesizlikleri daha çok örneklemek seviyesizlerin seviyesizliğini tekrarlamak olacağı için bu mevzuyu bu kadarıyla kapatıyorum.

Söz FETÖ ihanetinden açılmışken bir dostun oldukça hassas bir tespitini de sizlerle paylaşmak istiyorum. Dostumuz sosyal medyadaki bazı paylaşımlarıma istinaden şöyle bir mesele sordu: “Abi fetöcüler bize biz fetöcülere karşı aslan kesildik bu durumda bir yanlışlık yok mu? Aynı aslanlığı neden teröre karşı göstermedik, neden uyuşturucu tacirlerine karşı, insan tacirlerine karşı göstermedik?”

Dostumuza şu cevabı verdik…

İnsanlar iki kısımdır:

1-Hainler

2-Hain olmayanlar.

Hz. Âdem’den kıyamete kadar “hain olmayanlar” her türlü ihanete karşı Allah emri üzere aslan kesilmiştir. Bu duruş sadece ve özelikle FETÖ hainlerine karşı olsaydı sizin belirttiğiniz gibi yanlışlık olurdu. Bu nedenle duruşumuzda bir yanlışlık yoktur.

Hainler de bu arada Hz. Âdem’den kıyamete kadar bu gün FETÖ yarın başka bir yapılanmayla ihanetlerini kusacaktır.

Milletine kurşun sıkan, top tank mermisi atan, uçakla bombalayan, helikopterle tarayan “Silahlı Terörist Fetöcü” ile “silahsız Fetöcü” iki farklı yapı değildir. İkisi de aynı yapının bileşenidir. Silahlı ihanete destek verenin her eylemi ihanettir ve karşısında HAİN OLMAYANLARI bulur.

Uyuşturucu ve insan tacirleri de evrensel hainliğin bir başka boyutudur.

Hain olmayanlar, Cumhuriyet tarihimizden bugüne kadar PKK ve diğer terör örgütlerine karşı 50 bine yakın şehit vermiştir.

Evlâdını teröriste karşı davul zurnayla gönderen, uyuşturucu ve insan tacirlerine karşı polis olup çatışan, jandarma olup dağ taş kovalayan, her türlü terörü din ve ırk ayrımı yapmadan lanetleyip destek vermeyen bizler (bu millet) evrensel terörün karşısında aslan kesilmişliğin ta kendisidir.

Kitabımız Kur’an ihanet ve hainlerle mücadele konusunda bizlere şöyle yol göstermektedir.

“Ve immâ tehâfenne min kavmin hiyâneten fenbiz ileyhim alâ sevâin, innallâhe lâ yuhıbbul hâinîn.”

 

“Şayet bir topluluğun ihanetinden endişen varsa, anlaşmayı geçersiz saydığını önceden onlara bildir! Muhakkak ki Allâh ihanet edenleri sevmez.” (ENFAL/58)

Okunma 96 defa
Kemal Gökdoğan

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Son Ekledikleri: Kemal Gökdoğan

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2017 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper